Bilgi için

kolcakdilan@gmail.com

Randevu almak için

0544 315 25 05

Konum

Beylikdüzü/İSTANBUL

Etiket arşivi

Çocuklar ve Boşanma

Özellikle son yıllarda birçok ailede yaşanan, o ailede yaşanmıyorsa bile çevresinden sıkça duyduğu bir durum: BOŞANMA.

2020 yılı istatistiklerine göre 2019 senesi Temmuz ayı ile karşılaştırıldığında 2020 yılının Temmuz ayında boşanmalarda %69,9’luk bir artış olmuş. 2020 yılında gerçekleşen boşanma davalarında ise 124 bin 742 çocuk etkilenerek velayete verilmiş (TÜİK, 2021).

Evlilik ne kadar doğal bir süreç ise boşanma da tabii ki öyle. Aynı zamanda yalnızca çocuk dünyaya getirmek için evlenilmediği gibi çocukları düşünerek de sağlıksız bir evliliği sürdürmeye çalışarak boşanmadan kaçınmak da hata olabilmekte. Ebeveynlerinin boşanması çocuklarda her ne kadar bir iz bıraksa da huzursuz ve mutsuz bir ailede yaşamını sürdürmek de o çocuk için bir o kadar olumsuz etkilere sebep olmakta.

Ayrılık süreci başlamadan önce, alınan bu karar çocuğa mutlaka anne ve baba tarafından birlikte açıklanmalıdır. Bu açıklamayı yaparken de artık anlaşamadıklarını ve ayrı evlerde yaşayacaklarını söylemek en doğrusu olacaktır. “Boşanmak” ve “ayrılmak” kelimelerinin özellikle küçük yaştaki çocuklara açıklama yapılırken kullanılmaması bu süreçte önemlidir. Küçük yaştaki çocuklar genellikle ayrılık durumunda kendilerinde suç ararlar; “Ben annemi dinlemedim o yüzden gidiyor.” veya “Babamı üzdüğüm için bizi bıraktı.” gibi. Bu durumun onunla ilgili olmadığı ve hala onun annesi ve babası oldukları da çocuğa mutlaka söylenmelidir.

Her ailenin dinamiği farklı olduğu için sürecin nasıl ilerleyeceği de o ailenin durumuna ve çocuğun yaşına göre değişkenlik gösterecektir. Bu nedenle ayrılık öncesinde bir uzmandan destek almak hem süreci sizlerin daha kolay yönetmesini hem de çocuğunuzun bu durumdan daha az etkilenmesini sağlayacaktır.

Sağlıkla kalın.

Sorumluluk Sahibi ve Saygılı Çocuklar Yetiştirmek – Gail REICH, Caroline WINKLER

Çocuklarla iletişimde kitaplar önemli bir rol oynar. Başka bir karakterin üzerinden işlenen olaylar çocuklarda farkındalık kazandırır. Aynı durum ebeveynler için de geçerlidir. Başka ebeveynlerin hikayeleri üzerinden kendi ebeveynliklerini gözden geçirme şansı elde ederler.

“Sorumluluk Sahibi ve Saygılı Çocuklar Yetiştirmek” doğruluğu kanıtlanmış tavsiyeler vermekte, anne babaların hem birbirleri hem de çocukları ile doğru iletişim kurmasını sağlamaktadır. Günümüz çocuklarının en büyük problemlerini belirleyip pek çok çözüm önerileri sunmakta, çocukların davranış problemlerini kalıcı ve olumlu yönde değiştirmektedir. Ele alınan konulardan bazıları:

• Sorumluluklarını Yerine Getirme

• Tuvalet Eğitimi

• Sosyalleşme

• Öfke Kontrolü

• Uyku ve Yemek Düzeni

• Aile İçi İletişim

(Tanıtım bülteninden)

Keyifli okumalar.

Ergenler ve Sorumluluk

Ergenlik çağında olan çocukların ebeveynlerinden sıkça şu cümleleri duyuyorum:

“Eve geliyor üstünü değiştirdiğinde kıyafetlerini katlayıp kaldırmıyor.”
“Ödevlerini sürekli ben takip etmek zorunda kalıyorum.”
“Suyunu bile ayağına bekliyor, kalkıp içmiyor.”

Bu cümleleri duyduğumda benim de sorum şu oluyor: “Peki sizce neden bu durumu yaşıyorsunuz?”

Genellikle cevapsız kalıyor bu sorum. Hatta bu durumun nedenini bulamadıkları için destek almaya geldiklerini paylaşıyorlar. Çocuklarının bu durumundan dertli olan ebeveynlerle biraz geçmişe gittiğimizde küçük yaşlardan itibaren her şeyi onların yerine yapmış oldukları, her şeyi altın tepside onlara sundukları, “Hayır”, “Olmaz”, “Yapamayız” gibi kelimeleri neredeyse hiç kullanmadıkları gerçeğiyle yüzleşiyor oluyoruz.

Şunu unutmayın sevgili ebeveynler; sorumluluk bilinci ilk önce ailede başlar. İleriki yaşlarında sorumluluk sahibi olmaları için küçük yaşlardan itibaren çocuklarınıza ufak sorumluluklar (oyuncaklarını toplamak gibi) vermeniz çok önemli. Bugün sorumluluk bilinciyle oyuncağını toplayan çocuk yarın ödevini siz söylemeden yapacaktır.

Ona sorumluluklar verirken model olmayı da unutmamanız gerekli. Hem ebeveynleri olarak siz hem de evdeki diğer bireylerin (abi, abla, kardeş, büyükanne, büyükbaba vb.) sorumluluklarını yerine getirdiğini görebilmeli çocuklar; çünkü duyduklarındansa gördüklerini daha çabuk benimserler her konuda olduğu gibi.

Verdiğiniz sorumlulukları yerine getirdiğinde de mutlaka olumlu sözler veya tutumlar ile bu davranışının pekişmesine destek olmayı unutmayın. Basit bir “Teşekkür ederim.” cümlesi bile o davranışı bir kez daha yapmasında tetikleyici rol oynayacaktır inanın.

Sağlıkla kalın.

Helikopter Ebeveynlik

Birçok ebeveynlik tutumuna son zamanlarda bir yenisi daha eklendi: “Helikopter Ebeveynlik”. Kimdir bu ebeveynler derseniz; onlar çocuğunun üstüne olması gerekenden fazla düşen ve çocuğunun her yaptığını takip eden ebeveynlerdir.“Çocuğumuzu düşünmeyeceğiz mi o zaman, takip de mi etmeyeceğiz yaptıklarını ?!” diye içinizden geçirebilirsiniz ama burada önemli olan şey DENGE. Çünkü aşırıya kaçıldığında helikopter çocuklar ileriki hayatlarında birçok sorunla baş başa kalırlar. Bu sorunlar şu şekilde sıralanabilir:

  • Daha fazla sağlık problemi yaşarlar ÇÜNKÜ beslenme, uyku, spor vb. aktiviteleri hep ebeveynleri tarafından belirlendiği için kendi sağlıklarıyla nasıl ilgilenmeleri gerektiğini bilemezler.
  • Her şeye hakkım var düşüncesine sahip olurlar ÇÜNKÜ ebeveynleri onları evrenin merkezinde olduklarına inandırdığı için her zaman en iyisine sahip olmak isterler.
  • Duygusal sorunlar yaşarlar ÇÜNKÜ duygularını kontrol etme becerisini geliştiremezler ÇÜNKÜ üzgün ya da kızgın olduklarında ebeveynleri onları hemen yatıştırma ve mutlu etme peşinde olurlar.
  • Otokontrol becerileri olmaz ÇÜNKÜ kendi hayatlarını idare etme deneyimine sahip olamazlar; ebeveynleri onlar için her anı planlar ve tüm yapılacak işleri düzenler.

Ebeveyn olarak hiç kuşkusuz her adımınızdaki niyetiniz çocuğunuzun mutluluğu, başarısı ve huzuru için. Belki bu niyetle düşüyorsunuz üstüne bu kadar. Ancak bu durum onları kendi potansiyellerini keşfetmekten mahrum bırakıyor. Bırakın hata yapsın, bırakın başarısız olsun ki sağlıklı ve sorumluluk sahibi bir yetişkin olmasını sağlayacak becerilerini geliştirebilsin.

Sağlıkla kalın.

Ebeveynlik Stilleri ve Çocuklar Üzerindeki Etkisi

Çocukların içinde büyüdükleri sosyal ve fiziksel çevre gelişimlerinde önemli rol oynar. Bir çocuğun bu çevrede kurduğu ilk ve en önemli bağ da ebeveynleriyle kurduğu bağdır. Bu nedenle, ebeveynlerin çocuklarına nasıl yaklaştıkları ve onlara karşı verdikleri tepkiler çocuğun ileriki hayatında kuracağı ilişkilerde, ilişkilerindeki tutum ve tepkilerini şekillendirmekte, kendisini ilişkileri içerisinde nasıl göreceklerinde büyük rol oynar. Araştırmalar 4 temel ebeveynlik stili olduğunu göstermektedir; otoriter, ihmalkar, izin verici ve demokratik ebeveynlik stili.

Otoriter Ebeveynlik

Bu ebeveynlik stilini benimsemiş olan anne babalar; aşırı kontrollü olurlar, çocuklarıyla olan etkileşimlerinde daha az sıcak ilişki kurarlar ve çocuklarının kendilerinin uygun gördüğü gibi davranmalarını isterler. Bu ebeveynlerin kuralları katıdır ve itaat onlar için önemlidir. Çocukları istenen davranışları yerine getirmeyince onlara ceza verirler. Bu ebeveynlik stiline sahip anne babalar ile yetişen çocuklar;

  • Daha bağımlı ve daha zayıf ilişkilere sahip olurlar.
  • Daha itaatkar ve saldırgan olma eğilimindedirler.
  • Tedirginlik, stres, kararsızlık ve özgüven eksikliğinin bulunma ihtimali bu çocuklarda yüksektir.

İhmalkar Ebeveynlik  

Bu ebeveynlik stilini benimsemiş olan anne babalar; çocuğunun duygusal ve fiziksel gereksinimlerine karşı kayıtsız olurlar ve çocukların ihtiyaçlarını görmezden gelirler. Bu ebeveynlerin çocuklarıyla olan iletişimleri zayıftır. Çocuklarının kendi kendine yetebilmelerini beklerler. Onlar için çocuğun temel ihtiyaçlarını (yemek, barınma, vb.) karşılamak ebeveynlik yapmak için yeterlidir. Bu ebeveynlik stiline sahip anne babalar ile yetişen çocuklar;

  • Zamanla olumsuz davranışlar göstermeye başlarlar.
  • Dikkat çekme ve varlığını ispat etme çabası içine girerler.
  • Saldırgan, iletişim sorunları yaşayan ve özgüveni düşük olabilirler.

İzin Verici Ebeveynlik

Bu ebeveynlik stilini benimsemiş olan anne babalar; çocuklarının istekleri mantıklı olmasa bile yerine getirirler ve çocuklarına herhangi bir sınır koymazlar. Çocuğunun hatalı davranışlarını hoşgörü ile karşılarlar. Bu ebeveynler nadiren disiplin uygularlar ve bu ailelerde söz sahibi çocuktur. Bu ebeveynlik stiline sahip anne babalar ile yetişen çocuklar;

  • Daha bağımlı bireyler olurlar.
  • Sosyal gelişim ve öz-denetim konusunda sorun yaşarlar.
  • Doğruyu yanlış ayırt etmede zorlanırlar.

Demokratik Ebeveynlik

Bu ebeveynlik stilini benimsemiş olan anne babalar; çocuklarına karşı hoşgörülü, güven verici ve destekleyici yaklaşırlar. Çocuklarına sıcak davranır, koşulsuz sevgi ve saygı gösterirler. Çocuklarının düşüncelerini ve paylaşımlarını desteklerler. Çocuklarına karşı anne ve baba olarak davranışlarında tutarlı ve kararlı olurlar. Bu ebeveynlik stiline sahip anne babalar ile yetişen çocuklar;

  • Kendine güvenen, yaratıcı, uyumlu ve bağımsız olurlar.
  • Sosyal-duygusal olarak daha yetkin ve diğer bireylerle daha çok işbirlikçi olurlar.
  • Sorumluluk sahibi ve insanlara güvenebilen ve çevresi tarafından sevilen bireyler olurlar.

Araştırmalar demokratik ebeveynlik stilinin en doğru ve en sağlıklı tutum olduğunu göstermektedir. Dört temel ebeveynlik stili bulunsa da her ebeveyn her zaman tek bir stil çerçevesinde hareket etmeyebilir. Kimi zaman otoriter, kimi zaman ise izin verici olmayı gerektiren durumlar yaşanabilir. Olumlu ebeveyn-çocuk ilişkisini temel alarak çocuğunuza karşı yeteri kadar ilgi ve sevgi gösterdiğinizde, davranışlarınızda kararlı, sabırlı ve tutarlı olduğunuzda ebeveyn olarak çocuğunuzun ihtiyacı olanı vermiş olacaksınız. Çocuklarınızın hayatına dahil olarak her an onlarla yeniden öğrenmeniz ve güçlü ilişkiler kurmanız dileğiyle.

Sağlıkla kalın.

Tuvalet Eğitimi Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Birçok konuda olduğu gibi tuvalet eğitiminde de anneler en yakınındaki kişilerden konuya dair öneriler alarak ilk adımı atmaya çalışırlar. Kimi zaman ise internetten veya kitaplardan yardım alırlar. Atılacak adımların her ne kadar belli bir çerçevesi olsa da, bu süreçte her çocuk ve her anne farklı bir yol izleyebiliyor. Gelin birlikte bakalım bu “Tuvalet Eğitimi” konusunun çerçevesinde neler varmış.

Tuvalet Eğitimine Başlamadan Önce

Kasların gelişimi; rektum-anüs 18 ay, mesane-üretra 24 ay şeklinde tamamlanır. Bu nedenle çocuklar bir buçuk yaşından önce isteseler de tuvaleti geldiğinde söyleyemeyebilirler. Bu nedenle çocuğunuzun eğitime hazır olduğunun ipuçlarını mutlaka beklemeli ve ipuçlarını gözlemledikten sonra kendinizi de hazır hissettiğinizde bu sürece başlamalısınız. Kardeşin doğumu, okula başlama, taşınma gibi dönemlerdeyseniz veya yakın zamanda bu dönemlere giriş yapacaksanız bu eğitime başlamaktan kaçınılmalısınız. Çocuğunuzun tuvalet eğitimine hazır olduğunu gösteren bazı ipuçları şunlardır:

-Bezi kirlendiğinde rahatsız olur ve temizle kirli arasındaki farkı anlar.

-Sabahları bezi kuru olur.

-Çevresindeki kişilerden temiz olmanın önemini öğrenmeye başlar ve altının kirli olmasının fark edilmesinden çekinir.

-Anne-babasının veya kardeşinin tuvaletteki davranışlarını taklit eder.

-Tuvaletini yaparken haber verir ve kendine özgü bir şekilde belirtir (Ör; “Anne çiş!”).

-Tuvaletini yapmak için odanın bir köşesine gider, kakasını saklanarak yapar.

-Pantolonunu/taytını kendi başına çıkarmaya çalışır ve kendi başına yaptığını belirtmekten hoşlanır.

Tuvalet Eğitimine Başlarken

Tuvalet  eğitimi  verirken  acele  etmemeli  fakat  geç  de kalınmamalıdır. Bu sürecin tamamlanması 6-8 ay alabilir. Bu nedenle sabır gerektiren bir uğraştır. Tuvalet  eğitimine  basamaklı  olarak  24  ay  civarında  başlanması  önerilir. Çocukların  çoğu  30-36.  aylarda  gündüz,  36-48.  aylarda  ise  gece  tuvalet kontrolünü  sağlar. 

Tuvalet eğitimine başladığınızda çocuğunuzun  idrar/kaka  yapma ritmine  göre  her  gün  düzenli aralıklarla  lazımlığa/tuvalete  oturtmanız önemlidir. Başlangıç için günde 3 kez 5-10 dakika lazımlıkta/tuvalette oturtmak uygundur. Yemekten 20-30 dakika sonrası gastrokolik refleksin etkisi nedeniyle doğru zaman olabilir.

Tuvalet Eğitimi Sürerken

Tuvaletini lazımlığa/tuvalete yaptığında çocuğunuzu övmeniz ve/veya ufak ödüller vermeniz onu bu konuda destekleyecektir. Ancak yapmadığı zamanlarda onu kınamaktan mutlaka kaçınmalısınız. Tuvaletini yapmayıp sadece oturduğunda bile övmeniz motivasyonunu arttıracaktır.

Tuvaleti   kullanmayı   öğrenmek   aile ve çocuk   ilişkisini   etkileyen   önemli   bir egemenlik basamağıdır. Bu eğitim sürecinde çocuğunuzla inatlaşmanız idrar ve kaka kaçırma gibi sorunlara yol açabilir

Tuvalet eğitimi devam ederken çiş/kaka kaçırdığında çocuğunuza kızmamalısınız. Tuvalet eğitimini kazanmış olsa bile çocuklar gece-gündüz fark etmeden bazen kaçırabilirler; bu durum sizi endişelendirmesin.

Tuvalet eğitimi tüm gelişimsel süreçlerde olduğu gibi her çocuğun kendi zamanlamasında ilerleyeceği bir süreç. Anne-babalar olarak onun bu adımı geçebilmesi adına ipuçlarını takip etmeniz, ona alan ve zaman tanıyarak sabır göstermeniz bu süreci sağlıkla geçirmesini sağlayacaktır. Tüm çabanıza rağmen tuvalet eğitimini tamamlamakta zorlanıyorsanız önce fizyolojik sonra gerekli görülürse psikolojik bir destek almak adına bir uzmana danışmanız doğru bir adım olacaktır.

Sağlıkla kalın.

Ders Çalışmak Nasıl Gözde Büyümez?

Her ne kadar telafi haftalarını geride bırakalı 1 ayı geçse de 2020-2021 Eğitim Öğretim dönemi 21 Eylül itibariyle başladı ve 3 hafta geride kaldı. Bu süreçte evden ve okuldan devam eden çocuklar için sorumluluklar da git gide artmaya başladı. Ödevler, ders tekrarları, soru çözümleri derken tüm gün oturduğu o çalışma masasına tekrar oturmak her çocuk için kolay olmuyor. Hal böyle olunca da çocukları motive etmek ebeveynlere düşüyor. İşte sizlere birkaç öneri:

Sorumluluk Ona Ait

Ders çalışmak tüm çocukların yaşı kaç olursa olsun güle oynaya koşa koşa yapmak isteyeceği bir şey olmadı hiçbir zaman; aynı ütü yapmanın biz yetişkinlerin çoğu için zevkli olmayışı gibi. Ancak çocuğunuz istemese bile ödevini yapma ve dersini çalışma sorumluluğunun ona ait olduğunu ve sorumluluğunu zamanında yerine getirmediğinde yaşayacağı sonucu mutlaka aktarın. Bitirilmeyen ödevler, okunmayan kitaplar, çalışılmayan konular biriktikçe yaşayabileceği zorluğu anlayabilmesi adına kendi hayatınızdan da örnekler verebilirsiniz; örneğin, zamanında ütülenmeyen kıyafetlerin küçük bir dağ oluşturması ve kısa sürede bitirebilecekken ütü yapmanın saatler alması gibi.

Önce Sorumluluk Sonra Teknoloji

Yüz yüze eğitim kısmen başlamış olsa da uzaktan eğitimin hayatımızda olmaya devam etmesiyle tüm yaş çocuklarının ekran süreleri ister istemez artmış durumda ve teknolojik araçlar her an onlar için ulaşılabilir konumda. Bu durum ister istemez onları sorumluluklarını yerine getirmekten alıkoyabilmekte ve teknoloji her daim cazibesini korumakta. Ders sırasında ya da ders aralarında telefonu veya tableti yanında olan bir çocuğun derse adapte olmasını beklemek mucize olacağı için teknolojiye dair rutinleri okula gidiyormuşçasına gerçekleştirmek adına televizyona ve online eğitim süreci hariç tablet, bilgisayar veya telefona ancak ödevlerini bitirip gerekli çalışmalarını tamamladığında ulaşabilmesini sağlamanız önemli.

Böl ve Fethet

Verilen ödevler, tamamlanması gereken çalışmalar ya da okunması gereken kitaplar bizim gözümüzde çantada keklik olsa da onların gözünde asla bitmeyecek gibi görünebilir zaman zaman. Bu nedenle yapılması gerekenleri parçalara bölerek tamamlamaya çalışmak kendisini daha iyi hissettirebilir. 2 sayfalık bir ödevse bile kimi çocuk bir araya ihtiyaç duyabilir kimisi de tek seferde tamamlayıp oyuna dönmek isteyebilir. Çocuğunuzun ihtiyacına göre hareket ettiğinizde daha verimli sonuçlar alacaksınızdır.

Ebeveyn olarak zorlandığınız zamanlar olduğunda ilk adımınız empati olursa (“Ders çalışmak istemeyen bir çocuk olsam beni ne motive ederdi?”) doğru cevaba daha kısa sürede ulaşırsınız.

Sağlıkla kalın.

2 Yaş.. Sendrom mu Değil mi?

Sendrom, sözlük tanımıyla bir veya birkaç sıkıntının bir araya geldiği durumları tanımlar. Ancak içinde belli sıkıntılar barındırmasa da, pazartesi sendromu ya da 2 yaş sendromu gibi tanımlamalar dilimize yerleşmiş durumda. Öyle ki eski ve yeni nesil ebeveynleri de sıklıkla karşı karşıya getirir oldu bu durum. Büyükannelerden şunu duyar olduk: “Bizim zamanımızda sendrom mu vardı!” Nesiller arası farklılıklar olsa da eski ve yeni nesil çocukların davranışlarında aslında büyük değişimler olmadı. Değişen en temel şey anne-baba tutumları oldu. Eskiden olduğu gibi şimdi de çocuklar keşfetmeye ve denemeye yönelik davranışlar sergilemeye devam ediyor ve bağımsızlığı tatmaya çalışıyorlar.

Bebeklikten çocukluğa bir geçiş evresi olan 2-3 yaş arasındaki dönemde çocukların “Bana istediğini yaptırtamazsın. Ben istediğimi yaparım.” yaklaşımıyla itirazlara başlaması bir sendrom olarak adlandırılsa da bu süreç aslında çocukların “Ben artık bir bireyim. Yapmak istediklerime ben karar veririm.” mesajını ailelerine ilettiği bir dönem olarak tanımlanmalıdır. Bu döneme isim koyup etiketlemekten öte bu yaş döneminde çocuklara karşı nasıl tutumlar sergilenmesi gerektiğine odaklanmanın daha önemli olduğunu düşünerek ebeveynlerin çocuklarına karşı nasıl yaklaşacaklarını bilemediği bu döneme dair birkaç ipucu paylaşmak isterim sizinle:

Sınırlı Bağımsızlık

2 yaş civarında çocuklar annesinden ayrı bir birey olduğunu algılamasıyla bağımsızlığını kazanmaya çalışır. Söz dinlemeyebilir, istediği olmadığında öfkelenebilir, her işini kendisi yapmak isteyebilir. Çocuklara belli sınırlar içerisinde bağımsızlığını deneyimleme şansı verildiğinde ise çocuk daha ılımlı ve uyumlu yaklaşımlar sergileyecektir. Örneğin; belli bir kıyafeti giymesi yönünde diretmek yerine giyebileceği birkaç alternatifi onun önüne sunabilir ve “Hangisini giymek istersin?” şeklinde yaklaşabilirsiniz. Kararı kendisinin verdiğini görmek ona iyi hissettirecektir. Ya da mutfakta yemek yaparken her yemeği o da karıştırmak istiyorsa, “Elleme, dokunma, karışma!” vb. cümleler yerine akşam birlikte puding yapabileceğinizi ve yaparken onun karıştırabileceğini söyleyebilirsiniz.

Sakinleş.. Anla..

Güç mücadelesine giren, ağlayarak istediğini yaptırmak isteyen ya da yapması gereken bir şeyi reddeden çocuk karşısında ilk adımınız sakin bir tutum sergilemek olmalı. Karşı geldiğinde ya da inatlaştığında karşısında ona karşı gelen ve aynı şekilde inatlaşan bir ebeveyn görmek istemez çocuklar. Gördüklerinde de tepkileri bir kat daha artabilir. Bu nedenle sakinliğinizi koruyarak ilerlemeniz önemlidir. Bir diğer adım da davranışın altında yatan sebebi anlamaya çalışmak. Burada da devreye çocuğunuzu ne kadar iyi tanıyıp tanımadığınız giriyor. Örneğin; dişini fırçalamasını söylediğinizde buna cevabı “HAYIR” oluyorsa gerçekten yapmak mı istemiyor, tepkinizi mi ölçmek istiyor, o anda ilgilendiği şeyi mi bırakmak istemiyor ya da sadece bunu bir inatlaşma oyununa mı döndürüyor anlayabilmeniz çok önemli. Sebebini bulduğunuzda (örneğin oyununu bölmek istemediği için fırçalamıyorsa) onu anladığınızı söyleyerek işin içine biraz oyun katabilir ve inatlaşmadan çocuğunuzu yönlendirebilirsiniz (“Şu anda oynadığın oyunu bırakmak istemiyor olabilirsin, seni anlıyorum. O zaman şimdi bu sihirli değnekle oyunundaki zamanı durduralım ve dişlerini fırçalarken kaçırdığın hiçbir şey olmasın.”).

Altın Kural “Tutarlılık”

Çocukların ebeveynleriyle inatlaştığı durumlarda sıkça yapılan yanlış bir tutum var: Çocuğu ikna etmeye çalışmak. Çocuklar genellikle ikna edilmeye çalışıldıklarını hissettiklerinde savundukları düşünceye körü körüne bağlanabiliyor ve neden karşı çıktıklarını bile unutabiliyorlar. Örneğin; anaokuluna gitmek istemediğini dile getiren bir çocuk karşısında, okulu övmeye çalışmak (“Ama bak orada çok güzel oyuncaklar var, kalemler var boyama yapacaksın, parkta oynayacaksın.”) ters tepebiliyor. Okulu övmek yerine okula gitmesi gerektiği konusunda çocukla aynı cümleleri tekrar ederek konuşmak daha faydalı olabilmekte. Çocuğunuzun davranışı karşısında siz tutarlı davrandıkça inatlaşmalar azalacaktır. Ancak siz bir kere çocuğunuzun istenmeyen davranışına onay verirseniz sonrasında o davranışı yapmaması yönündeki söylemleriniz yetersiz kalacaktır.

Rol Model Olun

Çocuklar sosyal varlıklardır, gözlemleyerek öğrenirler. Örneğin; çocuğunuza sağlığı için yatmadan önce dişlerini fırçalamasını söyleyip, bu eylemi siz gerçekleştirmezseniz çocuğunuzun yapmasını beklemek yersiz olacaktır. Bu nedenle doğru davranış biçimlerini öğretebilmek adına ebeveynlerin önceliği rol model olmaktır.

Her çocuk keşfedilmesi gereken farklı bir dünya. Her girdikleri yaş da ebeveynler için keşif dolu bir yolculuk. Bu yolculukta çocuğunuz için doğru adımlar atarak ilerlemeniz dileğiyle.

Sağlıkla kalın.