Bilgi için

kolcakdilan@gmail.com

Randevu almak için

0544 315 25 05

Konum

Beylikdüzü/İSTANBUL

Etiket arşivi

Tatil Geldi, Ne Yapalım?

Sömestr tatili geldi çattı. Kimileri şehir dışı planlarını şimdiden yaptı. Ancak birçok çocuk 3 haftayı evde geçirmeye devam edecek. Bu 3 hafta evde dersler de olmadan nasıl geçecek diye kara kara düşünmeye başlamış olabilirsiniz.

Çocukların hem aktif hem de sosyal kalmaya devam etmesi adına her gün için farklı bir alana (sanat, spor, müzik vb.) dair etkinlik yapmasını destekleyebilirsiniz. Yapacağı etkinlik, hem evde sizinle hem de çevrim içi olarak arkadaşlarıyla yapabileceği bir etkinlik olabilir. Aşağıda sizler için birkaç öneri sıraladım:

Sanat aktivitesi olarak; online müze gezmek, bir nesnenin çizim tekniğini öğrenerek çizmeye çalışmak, bulunduğu alandaki bir nesnenin resmini çizerek tahmin etme oyunu oynamak olabilir.

Spor aktivitesi olarak; videodan izleyerek yoga veya jimnastik yapmak, dans videoları izleyerek aynı figürleri yapmaya çalışmak, evdeki malzemeleri (çorap, balon, kağıt tabak vb.) kullanarak yarışma düzenlemek olabilir.

Müzik aktivitesi olarak; şarkıları mırıldanarak tahmin etme oyunu oynamak, ilgisini çeken bir enstrümana dair bilgi edinmek, şarkı sözü yazmak, evdeki eşyalardan enstrüman tasarlamak olabilir.

Ekran aktivitesi olarak; film izlemek ve sonrasında en sevdiği karakter, en sevdiği sahne vb. üzerine sohbet etmek, filmin sonunu farklı bir şekilde tasarlamak olabilir.

Kitap aktivitesi olarak; okunan kitaplardaki en sevilen karakteri belirlemek, kitabın beğenilen bir kısmını resmetmek, kitaba farklı bir kapak tasarlamak olabilir.

Mutfak aktivitesi olarak; merak ettiği ya da araştırıp bulduğu bir tarifi denemek, mutfak dolaplarını düzenlemek, evde kaç tane bardak/tabak vb. olduğunu tahmin etme oyunu oynamak olabilir.

Bu aktivitelerin arasına oyun zamanı, bahçe zamanı, televizyon zamanı ve yemek zamanı da girdiğinde bir gün göz açıp kapayıncaya kadar geçiyor olacak. Unutulmaması gereken günlük akışı önceden haftalık olarak planlama yapmış olmanız ve saatli şekilde akışı oluşturmanızdır. Bu akışı çocuğunuzla birlikte onun da takip edebileceği şekilde hazırlamanız kendisini daha iyi hissetmesine ve öz denetim becerilerini geliştirmesine destek olacaktır. Tabi ki bu günlük akışta kendinize de zaman ayırmayı unutmayın. Siz ne kadar iyi hissederseniz, çocuğunuz da o kadar iyi hisseder.

Sağlıkla kalın.

Sıkıldım!

Sıkılmak ne demektir? Yapacak hiçbir şey olmadığında mı sıkılır insan yoksa yapacak birçok şey olsa da hiçbirini yapmak istememek midir?

Evde kaldığımız süreler uzadıkça ve havalar soğuyup dışarı çıkamadıkça diziler, filmler, oyunlar, etkinlikler tükenme noktasına geliyor yavaş yavaş. “Canım sıkıldı!” cümlesini duyduğunuzda kendinizi çaresiz hissetmemeniz adına bir öneri paylaşmak isterim sizinle. Bu önerimi çocuklarınız için hayata geçirebileceğiniz gibi kendiniz için de uygulayabilirsiniz.

  • Evde kullanmadığınız bir kavanozu alarak işe başlayın. Bu kavanozu çocuğunuzun dilediği gibi süslemesi için destek olun. Sticker, boya, kumaş parçaları, sim vb. aklınıza gelebilecek her türlü malzemeyi süslemek için kullanabilirsiniz.
  • Sonraki adımda çizgisiz beyaz veya renkli bir A4 kağıdını küçük kareler elde edecek şekilde kesin.
  • Bu küçük karelere evde birlikte yapabileceğiniz ya da çocuğunuzun kendi başına yapabileceği, aklınıza gelen tüm aktiviteleri yazın. Yazılacak aktiviteleri bulurken bile zamanın nasıl geçtiğini anlamayacaksınız.
  • Aktiviteleri yazdıktan sonra kağıtları katlayıp kavanozun içine atın.

Bundan sonrasında “Sıkıldım!” cümlesi duyulduğu anda bu kavanoz imdada koşacak ve çocuğunuzun sıkıntısı içinden seçeceği aktiviteyi uyguladığında hafifleyecektir.

Bu uygulamada dikkat edilmesi ve unutulmaması gereken bazı noktalar var elbette:

  • Her gün kavanozdan en fazla 2 aktivite seçilebilir.
  • Bir aktivite seçmeden önce kavanoza koymak için çocuğunuzun yeni bir aktivite belirlemesi ve kavanoza koyması gereklidir.
  • Kavanozdan seçilen aktiviteler kavanoza hemen atılmaz, pazartesi gününe kadar ayrı bir yerde tutulur ve hafta başlangıcında tekrar içine atılır.

Sıkılmak olumsuzluk çağrıştırsa da aslında arada bir sıkılmak iyidir. Hatta sıkılmanın yaratıcılıkla doğrudan ilgisini bulan çalışmalar bile var. Bu noktada dikkat etmeniz ve cevabını bulmanız gereken şey çocuğunuz gerçekten “sıkılıyor” mu yoksa üzgün, yalnız ya da kızgın olduğu için size sıkıldığını mı söylüyor?

Sağlıkla kalın.

Uyuyamıyorum!

Belki uzun zamandır belki de son zamanlarda uyku sorunu yaşıyor olabilirsiniz. Gece ne kadar çabalasanız da uyumakta zorlanıyor olabilir ya da sabah uyansanız bile bir türlü o yataktan çıkamıyor olabilirsiniz. Uykunuzu değerlendirirken öncelikle aşağıdaki soruların cevabına bir bakın:

  • Uyku probleminiz ne zaman başladı?
  • Uyku probleminizi başlatan bir olay oldu mu?
  • Yatak odanızı sadece uyumak için mi kullanıyorsunuz?
  • Yatma zamanı rutinleriniz var mı?
  • Günlük aktiviteleriniz neler?

Bu sorulara verdiğiniz cevaplar sorununuzu çözme yolunda size bir ışık tutabilir. Eğer bu cevaplar size bir anlam ifade etmiyorsa uzman desteği almak sizin için faydalı olacaktır. Uyku sorununuzla ilgili psikolog görüşmesine gitmeden önce aşağıda yazmış olduğum başlıkları 1 hafta boyunca takip ederek günlük olarak not alın ve görüşmede yanınızda bulundurun:

  • Gün içinde uyuyakalma süresi
  • Varsa uykuyu kolaylaştırma yöntemleri (ilaç, alkol, çay vb.)
  • Yatağa girme ve uyuma saati
  • Gece uyanma sıklığı
  • Uyanma saati
  • Uyandıktan sonra yataktan kalkma saati

Uyumakla ilgili kaygılar, belli alışkanlıklar ve yatağın/yatak odasının işlevi yaşanan uyku sorununuzun devam etmesine sebep olabilir. Uyku sorununuzun altında yatan sebebi psikolog desteği ile bulduğunuzda alacağınız uyku eğitimi bebekler gibi uyumanızı sağlayacaktır.

Sağlıkla kalın.

Helikopter Ebeveynlik

Birçok ebeveynlik tutumuna son zamanlarda bir yenisi daha eklendi: “Helikopter Ebeveynlik”. Kimdir bu ebeveynler derseniz; onlar çocuğunun üstüne olması gerekenden fazla düşen ve çocuğunun her yaptığını takip eden ebeveynlerdir.“Çocuğumuzu düşünmeyeceğiz mi o zaman, takip de mi etmeyeceğiz yaptıklarını ?!” diye içinizden geçirebilirsiniz ama burada önemli olan şey DENGE. Çünkü aşırıya kaçıldığında helikopter çocuklar ileriki hayatlarında birçok sorunla baş başa kalırlar. Bu sorunlar şu şekilde sıralanabilir:

  • Daha fazla sağlık problemi yaşarlar ÇÜNKÜ beslenme, uyku, spor vb. aktiviteleri hep ebeveynleri tarafından belirlendiği için kendi sağlıklarıyla nasıl ilgilenmeleri gerektiğini bilemezler.
  • Her şeye hakkım var düşüncesine sahip olurlar ÇÜNKÜ ebeveynleri onları evrenin merkezinde olduklarına inandırdığı için her zaman en iyisine sahip olmak isterler.
  • Duygusal sorunlar yaşarlar ÇÜNKÜ duygularını kontrol etme becerisini geliştiremezler ÇÜNKÜ üzgün ya da kızgın olduklarında ebeveynleri onları hemen yatıştırma ve mutlu etme peşinde olurlar.
  • Otokontrol becerileri olmaz ÇÜNKÜ kendi hayatlarını idare etme deneyimine sahip olamazlar; ebeveynleri onlar için her anı planlar ve tüm yapılacak işleri düzenler.

Ebeveyn olarak hiç kuşkusuz her adımınızdaki niyetiniz çocuğunuzun mutluluğu, başarısı ve huzuru için. Belki bu niyetle düşüyorsunuz üstüne bu kadar. Ancak bu durum onları kendi potansiyellerini keşfetmekten mahrum bırakıyor. Bırakın hata yapsın, bırakın başarısız olsun ki sağlıklı ve sorumluluk sahibi bir yetişkin olmasını sağlayacak becerilerini geliştirebilsin.

Sağlıkla kalın.

Sen Kimsin?

Hiç sordun mu kendine “Ben Kimim?” diye?

Eğer sormadıysan bunca zaman,

Şimdi eline bir kağıt ve bir kalem al.

“Ben” ile başlayan 10 olumlu ve 10 olumsuz cümle yaz.

Bu cümlelerde kişiliğin ve davranışlarınla ilgili sıfatlar bulunsun.

Kendinle ilgili çıktığın bu keşif yolculuğuna anneni, babanı, eşini, sevgilini, arkadaşını, çocuğunu da dahil edebilirsin.

Sana göre “O Kim?” ve onlara göre “Sen Kimsin?”

Karşına çıkan sonuçlar karşısında hangi duyguları hissettiğine bir bak.

Farkındalık başlasın.

Ebeveynlik Stilleri ve Çocuklar Üzerindeki Etkisi

Çocukların içinde büyüdükleri sosyal ve fiziksel çevre gelişimlerinde önemli rol oynar. Bir çocuğun bu çevrede kurduğu ilk ve en önemli bağ da ebeveynleriyle kurduğu bağdır. Bu nedenle, ebeveynlerin çocuklarına nasıl yaklaştıkları ve onlara karşı verdikleri tepkiler çocuğun ileriki hayatında kuracağı ilişkilerde, ilişkilerindeki tutum ve tepkilerini şekillendirmekte, kendisini ilişkileri içerisinde nasıl göreceklerinde büyük rol oynar. Araştırmalar 4 temel ebeveynlik stili olduğunu göstermektedir; otoriter, ihmalkar, izin verici ve demokratik ebeveynlik stili.

Otoriter Ebeveynlik

Bu ebeveynlik stilini benimsemiş olan anne babalar; aşırı kontrollü olurlar, çocuklarıyla olan etkileşimlerinde daha az sıcak ilişki kurarlar ve çocuklarının kendilerinin uygun gördüğü gibi davranmalarını isterler. Bu ebeveynlerin kuralları katıdır ve itaat onlar için önemlidir. Çocukları istenen davranışları yerine getirmeyince onlara ceza verirler. Bu ebeveynlik stiline sahip anne babalar ile yetişen çocuklar;

  • Daha bağımlı ve daha zayıf ilişkilere sahip olurlar.
  • Daha itaatkar ve saldırgan olma eğilimindedirler.
  • Tedirginlik, stres, kararsızlık ve özgüven eksikliğinin bulunma ihtimali bu çocuklarda yüksektir.

İhmalkar Ebeveynlik  

Bu ebeveynlik stilini benimsemiş olan anne babalar; çocuğunun duygusal ve fiziksel gereksinimlerine karşı kayıtsız olurlar ve çocukların ihtiyaçlarını görmezden gelirler. Bu ebeveynlerin çocuklarıyla olan iletişimleri zayıftır. Çocuklarının kendi kendine yetebilmelerini beklerler. Onlar için çocuğun temel ihtiyaçlarını (yemek, barınma, vb.) karşılamak ebeveynlik yapmak için yeterlidir. Bu ebeveynlik stiline sahip anne babalar ile yetişen çocuklar;

  • Zamanla olumsuz davranışlar göstermeye başlarlar.
  • Dikkat çekme ve varlığını ispat etme çabası içine girerler.
  • Saldırgan, iletişim sorunları yaşayan ve özgüveni düşük olabilirler.

İzin Verici Ebeveynlik

Bu ebeveynlik stilini benimsemiş olan anne babalar; çocuklarının istekleri mantıklı olmasa bile yerine getirirler ve çocuklarına herhangi bir sınır koymazlar. Çocuğunun hatalı davranışlarını hoşgörü ile karşılarlar. Bu ebeveynler nadiren disiplin uygularlar ve bu ailelerde söz sahibi çocuktur. Bu ebeveynlik stiline sahip anne babalar ile yetişen çocuklar;

  • Daha bağımlı bireyler olurlar.
  • Sosyal gelişim ve öz-denetim konusunda sorun yaşarlar.
  • Doğruyu yanlış ayırt etmede zorlanırlar.

Demokratik Ebeveynlik

Bu ebeveynlik stilini benimsemiş olan anne babalar; çocuklarına karşı hoşgörülü, güven verici ve destekleyici yaklaşırlar. Çocuklarına sıcak davranır, koşulsuz sevgi ve saygı gösterirler. Çocuklarının düşüncelerini ve paylaşımlarını desteklerler. Çocuklarına karşı anne ve baba olarak davranışlarında tutarlı ve kararlı olurlar. Bu ebeveynlik stiline sahip anne babalar ile yetişen çocuklar;

  • Kendine güvenen, yaratıcı, uyumlu ve bağımsız olurlar.
  • Sosyal-duygusal olarak daha yetkin ve diğer bireylerle daha çok işbirlikçi olurlar.
  • Sorumluluk sahibi ve insanlara güvenebilen ve çevresi tarafından sevilen bireyler olurlar.

Araştırmalar demokratik ebeveynlik stilinin en doğru ve en sağlıklı tutum olduğunu göstermektedir. Dört temel ebeveynlik stili bulunsa da her ebeveyn her zaman tek bir stil çerçevesinde hareket etmeyebilir. Kimi zaman otoriter, kimi zaman ise izin verici olmayı gerektiren durumlar yaşanabilir. Olumlu ebeveyn-çocuk ilişkisini temel alarak çocuğunuza karşı yeteri kadar ilgi ve sevgi gösterdiğinizde, davranışlarınızda kararlı, sabırlı ve tutarlı olduğunuzda ebeveyn olarak çocuğunuzun ihtiyacı olanı vermiş olacaksınız. Çocuklarınızın hayatına dahil olarak her an onlarla yeniden öğrenmeniz ve güçlü ilişkiler kurmanız dileğiyle.

Sağlıkla kalın.

Çocuklarla Etkili İletişim

İletişim deyince aklınıza ne geliyor? Günlük hayatta sıkça kullandığımız bir kelime belki ama anlamını biliyor muyuz acaba? İletişim; kişilerin birbirilerine (bilinçli ya da bilinçsiz olarak) duygu ve düşünceleri aktardıkları süreçtir. İletişim süresince bir taraf aktaran diğer taraf dinleyen olur. Dinlemenin de iki çeşidi vardır: pasif ve etkin dinleme. Pasif dinleme; dinlemeye herhangi bir yorum katılmadan, jest ve mimiklerle dinlediğinizi hissettirmeniz şeklindedir. Etkin dinleme ise karşınızdaki kişinin söylediği sözleri açarak tekrar etmek ve kendi çözümlerini bulmasında yardımcı olma şeklindedir.

Çocukların davranışlarının kabul edilebilir bir düzeyde olması, yapıcı ve uyumlu bir birey olarak yetişmesi anne-baba-çocuk iletişimine bağlıdır. Bu konuya dair sunacağım önerileri uyguladığınızda çocuklarınızla olan iletişiminiz daha verimli olacaktır.

Problem davranış ile olduğu anda baş etme

Küçük çocuklar daha çok ‘şimdi’ yönelimlidirler. O nedenle günlerden sonra konuları gündeme getirmek etkili bir yöntem değildir. Bunun için önemli konuları mümkün olduğunca o davranış olduktan hemen sonra konuşmak en iyisidir.

Bazı durumlarda tek başınızayken konuşmanız gerekebilir. Bu durumlarda tek başına kalıp konuşabilene kadar beklemeniz daha doğru olacaktır.

Onlar hakkında değil doğrudan onlara konuşma

Çocuklar kendileri ‘hakkında’ söylenilenleri (“Babası biliyor musun bugün şu tablet oğlunun elinden düşmedi!”) becerikli bir şekilde sunulan ‘doğrudan geri bildirim’den (“Bütün gün tableti elinden düşürmemen beni üzdü.”) daha incitici bulmaktadırlar. Bu nedenle çocuğunuzun davranışları hakkında doğrudan bazı değerlendirmeler yapmak ve sizden geri bildirim almasını sağlamak kendisine saygı duyulduğunu hissetmelerini sağlayacaktır.

Kibar şekilde konuşma

Olumlu etkileşimleri yaratmada ‘Teşekkür ederim’, ‘Lütfen’, ‘Özür dilerim’ gibi nezaket sözcükleri kullanmak en etkili yöntemdir. Çocuklar için önemli modeller olduğunuz için etkileşimlerinizde kibar bir dil kullanmaya özen göstermeniz ve seçtiğiniz sözcüklere dikkat etmeniz büyük öneme sahiptir.

Göz iletişimi kurma ve sözel olmayan mesajların farkında olma

Çocuklar ile iletişim kurarken onların göz hizasında konuşmaya özen göstermek atılacak ilk adım olmalıdır. Ayrıca, çocuklar yetişkinlerin ne dediğinden çok ne yaptığına daha sık tepki verirler ve yetişkinlerin sözel olmayan mesajlarını okumaya daha eğilimlidirler. Bu yüzden sözel olmayan mesajlarınızı sözel mesajlarınızla uyumlu bir şekilde sunmanız önemlidir.  Örneğin; kızgın olmadığınızı bağırarak söylediğinizde çocuğunuz söylediklerinizden çok ses tonunuzu dinlemeye daha eğilimlidir.

‘Ben dili’ kullanma yoluyla ifadeler için sorumluluğu alma

‘Ben’ mesajı diğer insanların bakış açılarını anlamayı öğrenmede kullanılan bir yöntemdir. Eğer çocuğunuza ‘Sürekli yaramazlık yapıyorsun!’, ‘Yine mi ödevini bitiremedin!’ dediğinizde büyük olasılıkla kendine saldırılmış hissedip kendini savunmaya geçecektir. Bunun yerine ‘Yaptığın o davranış benim dikkatimi dağıtıyor ve kendimi rahatsız hissediyorum.’ dediğinizde çocuğunuz kendisinin diğer insanlar üzerindeki etkisi hakkında bazı bilgilere sahip olacaktır. Ben mesajı çocuğun davranışı, onun sizin üzerindeki etkisi ve sizin yaşadığınız duygu sırasını izlemelidir. Örneğin; ‘Benim sözümü kestiğin zaman dikkatim dağılıyor ve telefondaki arkadaşımı dinlemekte zorlanıyorum ve bu da beni rahatsız ediyor.’ gibi.

Soru sormak yerine değerlendirmeler yapma

Çocuklar bir hata yaptığında sıklıkla soru bombardımanına tutulurlar. Bu durum çocuğu savunucu bir duygu içinde bırakır ve yaptığı davranışı savunma yolunu tercih etmeye çalışır. Sorularla onu bunaltmak yerine ‘İyi misin?’, ‘Birkaç dakika için odana gitmek ister misin?’, ‘Sana yardım edebilir miyim?’ gibi sorular son derecede yararlı olur. Soracağınız soruları değerlendirmeler ile değiştirme fırsatına sahipsiniz. Örneğin; ödevini yapmak için odasına çekilen çocuğunuz uzunca bir süre geçtikten sonra hala ödevini bitirmediğinde “Ne yapıyordun? Neden bitmedi?” demek yerine “Ödevini bu sürede bitiremeyince merak ettim çünkü birazdan yemek yiyeceğiz.” demek daha uygun olacaktır.

Burada yazıya döktüğüm her şey ideal bir iletişim için yapmanız gerekenlerdir. Tüm bunları pratiğe dökerken şunu unutmamanız gerekir ki her çocuk farklı bir mizaca sahiptir ve her çocuğa kendi karakterine özgü davranmak gerekir. Eğer burada anlatılanlar iletişimin alfabesiyse, siz bu alfabeden oluşturacağınız kelimeleri çocuğunuzun kişilik özeliklerini de göz önünde bulundurarak oluşturmalısınız.

Sağlıkla kalın.

Ders Çalışmak Nasıl Gözde Büyümez?

Her ne kadar telafi haftalarını geride bırakalı 1 ayı geçse de 2020-2021 Eğitim Öğretim dönemi 21 Eylül itibariyle başladı ve 3 hafta geride kaldı. Bu süreçte evden ve okuldan devam eden çocuklar için sorumluluklar da git gide artmaya başladı. Ödevler, ders tekrarları, soru çözümleri derken tüm gün oturduğu o çalışma masasına tekrar oturmak her çocuk için kolay olmuyor. Hal böyle olunca da çocukları motive etmek ebeveynlere düşüyor. İşte sizlere birkaç öneri:

Sorumluluk Ona Ait

Ders çalışmak tüm çocukların yaşı kaç olursa olsun güle oynaya koşa koşa yapmak isteyeceği bir şey olmadı hiçbir zaman; aynı ütü yapmanın biz yetişkinlerin çoğu için zevkli olmayışı gibi. Ancak çocuğunuz istemese bile ödevini yapma ve dersini çalışma sorumluluğunun ona ait olduğunu ve sorumluluğunu zamanında yerine getirmediğinde yaşayacağı sonucu mutlaka aktarın. Bitirilmeyen ödevler, okunmayan kitaplar, çalışılmayan konular biriktikçe yaşayabileceği zorluğu anlayabilmesi adına kendi hayatınızdan da örnekler verebilirsiniz; örneğin, zamanında ütülenmeyen kıyafetlerin küçük bir dağ oluşturması ve kısa sürede bitirebilecekken ütü yapmanın saatler alması gibi.

Önce Sorumluluk Sonra Teknoloji

Yüz yüze eğitim kısmen başlamış olsa da uzaktan eğitimin hayatımızda olmaya devam etmesiyle tüm yaş çocuklarının ekran süreleri ister istemez artmış durumda ve teknolojik araçlar her an onlar için ulaşılabilir konumda. Bu durum ister istemez onları sorumluluklarını yerine getirmekten alıkoyabilmekte ve teknoloji her daim cazibesini korumakta. Ders sırasında ya da ders aralarında telefonu veya tableti yanında olan bir çocuğun derse adapte olmasını beklemek mucize olacağı için teknolojiye dair rutinleri okula gidiyormuşçasına gerçekleştirmek adına televizyona ve online eğitim süreci hariç tablet, bilgisayar veya telefona ancak ödevlerini bitirip gerekli çalışmalarını tamamladığında ulaşabilmesini sağlamanız önemli.

Böl ve Fethet

Verilen ödevler, tamamlanması gereken çalışmalar ya da okunması gereken kitaplar bizim gözümüzde çantada keklik olsa da onların gözünde asla bitmeyecek gibi görünebilir zaman zaman. Bu nedenle yapılması gerekenleri parçalara bölerek tamamlamaya çalışmak kendisini daha iyi hissettirebilir. 2 sayfalık bir ödevse bile kimi çocuk bir araya ihtiyaç duyabilir kimisi de tek seferde tamamlayıp oyuna dönmek isteyebilir. Çocuğunuzun ihtiyacına göre hareket ettiğinizde daha verimli sonuçlar alacaksınızdır.

Ebeveyn olarak zorlandığınız zamanlar olduğunda ilk adımınız empati olursa (“Ders çalışmak istemeyen bir çocuk olsam beni ne motive ederdi?”) doğru cevaba daha kısa sürede ulaşırsınız.

Sağlıkla kalın.

Çocuklar Ne Duymak İster?

“SENİ SEVİYORUM”

Ebeveynleri tarafından koşulsuz sevilmek ve sevildiğini bilmek her çocuğun ihtiyacıdır. Ona karşı olan sevginizin davranışları karşısında değişmeyeceğini bilmeli çocuklarınız. Olumsuz davranışları karşısında yorumunuz kendisine değil davranışına karşı olmalı (“Sürekli beni üzüyorsun!” yerine “Bu yaptığın beni sürekli üzüyor.” diyebilirsiniz).

“HADİ BİRLİKTE ÇÖZELİM”

Hatası karşısında problemi çocuğunuzun yüzüne vurmak yerine problemi nasıl çözebileceğinize odaklanmanız onlar için çok önemli. Suçlamak en kolayı, peki ya yol göstermek? Belki kalemi tam tutamıyor, belki sınavlarda yüksek not alamıyor, belki de iki tekerlekli bisiklet süremiyor. “NEDEN YAPAMIYORSUN!” yaklaşımı yerine nasıl yapabileceğine dair desteğinizi göstermek onu başarıya daha hızlı ulaştıracaktır.

“BUGÜN DAHA İYİYDİN”

Konu ne olursa olsun çocuğunuzu başkalarıyla kıyaslamaktan kaçının. Ne abi veya ablasına ne de kardeşine benzemez hiçbir çocuk, benzemek zorunda da değil. Belki komşu çocuğu daha başarılı, belki kuzeni daha sportif, belki arkadaşı daha sakin. Peki ya siz? Tüm anne babalar birbirine benziyor mu? Çocuğunuz sizi arkadaşlarının anne babasıyla kıyaslasa siz nasıl hissederdiniz? Bir kıyas yapacaksanız bu çocuğunuzun kendisiyle olmalı; ne yaptı da daha iyi/kötü oldu sonuç yalnızca bu konuşulmalı aranızda.

“ÖZÜR DİLERİM”

Hata yapmak büyük küçük herkese mahsus. Önemli olan ise hatalardan ders çıkarmak ve tekrarlamamak. Çocuklar da her konuda olduğu gibi bu konuda da gözlemleyerek öğrenirler. Hatanız karşısında çocuğunuzdan özür dilediğinizde ve hatanızı tekrarlamadığınızda aynı davranışı onun da göstermesi adına örnek olmuş olursunuz.

Sağlıkla kalın.

Prensler ve Prensesler

Her çocuk özel her çocuk güzeldir/yakışıklıdır ebeveyninin gözünde. Ancak çocuk yetiştirme sürecinden geçen ebeveynlerde gördüğüm şu ki herkesin çocuğu bir “prens” ya da bir “prenses”. Elleri sıcak sudan soğuk suya değmez, her şey önlerine gelir. Yemeği ağzına gelir, oyuncağı ayağına gelir, arkadaşı evine gelir ve masallar dile gelir.

Peki bu prens ve prensesler “saray”larından çıkıp sosyal ortamlara girdiğinde onları neler bekler ya da nelerle karşılaşırlar? Öncelikle gördükleri şu olur ki tek prens/prenses onlar değil. Başkaları da oynanan oyunların kurallarını koymak istiyor, başkaları da onların oynamayı çok sevdiği oyuncakla oynamak istiyor, başkaları da hep kendisi konuşsun istiyor. Ya da görüyorlar ki “prenses gibi” görünen bir tek o yokmuş aslında ve şu cümleler dökülüyor ağzından: “Ayşe’nin elbisesi daha güzel.” ,”Bana Leyla’nın tişörtünden al anne.”, “Saçlarım neden kısa, Miray’ınki gibi prenses örgüsü olmuyor saçım!

Özellikle okula başladıklarında hayatın belli bir düzen gerektirdiğini görüyorlar. İstediklerini akıllarına estiği gibi yapamadıklarını gördükçe de okula gitmek yerine “saray”larında kalmayı tercih ediyorlar. Yani kısaca dünyanın onların ekseni etrafında dönmediğini görüyorlar ani bir şekilde.

Yaş büyüdükçe ve yaşadıkları zorluklar şekil değiştirdikçe ne yapacaklarını bilemez bir halde oluyorlar. Çünkü o zamana kadar ebeveynleri onları her sorundan onların bir adım atmasına gerek kalmadan kurtarmış. Çocuklarınız sizin biriciğiniz, en değerliğiniz ve bu durum onun her istediğine “evet” demediğinizde, oynadığınız oyunda siz de söz sahibi olduğunuzda, ona yaşına uygun sorumluluklar verdiğinizde, yemeğini kendi yemesi yönünde teşvik ettiğinizde DEĞİŞMEYECEK. Tam aksine böyle davrandığınızda çocuklarınız sizler sayesinde sorumluluk sahibi, bilinçli, sabırlı ve kendini olduğu gibi seven yetişkinlere dönüşmek için ilk aşamayı tamamlamış olacaklar. Sevgili ebeveynler, şunu bilin ki yaptığınız ve yapmadığınız her ne varsa her zaman çocuklarınız için.

Sağlıkla kalın.