Bilgi için

kolcakdilan@gmail.com

Randevu almak için

0544 315 25 05

Konum

Beylikdüzü/İSTANBUL

Etiket arşivi

Hayat Nedir?

Yıllar önce yolumun düştüğü bir hostelde karşıma şu yazı çıkmıştı: “Life is like riding a bicycle. To keep your balanceyou must keep moving.” Yazıda diyor ki: “Hayat, bir bisiklete binmeye benzer. Dengeni sağlamak için hareket etmeye devam etmelisin.”

Doğduğumuz andan beri sürmeye devam ediyoruz bisikletlerimizi; bazen hızlı bazen yavaş, bazen yokuş çıkarak bazen ellerimizi serbest bırakıp yokuş aşağı inerek bazen de düz yolda. Zaman zaman ne kadar yorulsak da bisikletten düşmemek adına pedal çevirip dengeyi kurmamız şart. Bisikletinizin iyi-kötü ya da eski-yeni olması da önemli değil; önemli olan pedal çevirmekten vazgeçmemeniz.

Çocuklara Keyifli Sorular

Bazen onları daha yakından tanımak isteriz ama ne yapacağımızı bilemeyiz. En sevdiği renk, en sevdiği yemek, en sevdiği oyunu biliriz ama yeterli gelmez. Çocukları daha farklı bir yönden tanımak adına onlara sorabileceğiniz birkaç örnek soruyu bir araya getirdim sizler için. Bunları çeşitlendirmek sizin elinizde. Keyifli sohbetler.

*Bir film çekmek isteseydin filmin konusu ne olurdu, film nerede geçerdi?

*İsmini kendin koyacak olsaydın hangi ismi seçerdin? Neden?

*Bir günlüğüne görünmez olsaydın ne yapmak isterdin?

*Bir günlüğüne çok ünlü biri olsaydın ne yapardın?

*Evcil hayvanın konuşabiliyor olsaydı ona hangi 3 soruyu sorardın?

*Özel gücü olan bir kahraman olsaydın senin özel gücün ne olurdu?

*Bir şeyi sınırsızca yapma hakkın olsa ne yapmak isterdin?

*Bir eşyaya dönüşebilecek olsan ne olurdun? Nasıl özelliklerin olurdu?

*Yarın sabah kalktığında hiçbir şeyden korkmuyor olsan ilk ne yapardın?

*Sonsuza kadar yaşayacağını bilseydin ne yapardın?

Sağlıkla kalın.

Levent Bayram Ziyaretinde – Mustafa ORAKÇI

Bayram ziyareti için köylerine giden Levent ve Mert, bol bol harçlık ve şeker toplar. Bu topladıklarıyla neler neler yapabilirler acaba? Minik Levent’in tadına doyum olmaz maceraları… (Tanıtım bülteninden)

Birbirinden zevkli ve eğlenceli maceraların anlatıldığı Levent kitap dizisinde Levent bu kez bir bayram ziyaretinde. Bayram geleneklerinin basit bir şekilde aktarıldığı bu kitabı çocuğunuzla birlikte okuyup bir araya geldiğimizde kutlayacağımız bayramlar için planlar yapabilirsiniz.

Keyifli okumalar.

Çocuklar ve Bayram

Büyüklerimizden duyardık sıkça “Nerede o eski bayramlar!” cümlesini. 1 senedir sevdiklerimizden uzak kalınca hepten arar olduk yaşadığımız bayram coşkusunu.

Bu bayram da sevdiklerimizle bir araya gelemesek de onların varlığına şükredip birlikte geçirdiğimiz bayramları hatırlayalım birlikte.

Eski fotoğraf albümleri, facebook ya da instagram üzerinden paylaşılmış fotoğraflar veyahut videolar hiç farketmez, geçmişi yad edin bugün birlikte. En çok eğlendiğiniz, tatlıyı çok kaçırdığınız, en kalabalık geçen, evinizden uzakta olduğunuz ve daha nice anılar. Yaşanmışlıkların kıymetini bilerek ve daha nicelerini yaşama umuduyla sevdiklerimizi yanımızda hissederek geçirelim bu bayramı. Herkese iyi bayramlar.

Sağlıkla kalın.

Mutluluk Nerede? – Necati AKBABA

“Mutluluk Nerede?” sorusuyla başladı her şey.
Acaba mutluluk neredeydi?
Sandıktan çıkacak bir hazinede miydi?
Yoksa evin içinde mi gizlenmişti?
Oltanın ucunda da olabilir!
Neden herkes farklı bir cevap vermişti ki bu soruya.
Acaba mutluluk şekil mi değiştiriyordu?
Dedem “Mutluluk insanın içindedir.” demişti.
Şimdi anlaşıldı mutluluk. Kimi için ailesidir, kimi için doğadaki renklerdir mutluluk. Sevgidir, inançtır.
Küçük bir kızın gözünden içinizi mutlulukla dolduracak sımsıcak bir hikâye sizlerle. (Tanıtım Bülteninden)

Mutluluk nerededir gerçekten? Arayınca bulunan bir şey midir ya da her istediğimizde gelen? Bir insan mutlu değilken mutlu edebilir mi etrafındakileri? Anlamı herkes için değişebilen bir kavram olsa da mutluluk, istisnasız herkesin içinde vardır. Sadece onu keşfetmek gerek.

Keyifli okumalar.

Çocuklar ve Mutluluk

Ebeveynlerden sıkça şu cümleyi duyuyorum: “Her şeyi var ama bir türlü mutlu olmuyor!” Peki gerçekten sahip olduğumuz şeyler bizi mutlu edebilir mi ya da etmeli mi?

Çocuklarla görüşme yaparken sorarım genellikle; “Seni en çok mutlu eden şey nedir?” diye. Kimisi daha somut örnekler verir; oyuncak, çikolata yemek, bilgisayar oyunu oynamak gibi. Kimisinin cevabı da manevi doyum içerir; annemle oyun oynamak, babamla dışarıda gezmek, kardeşimle keyif yapmak gibi.

Bu konuyla ilgili Michel de Montaigne’nin çok beğendiğim bir sözü var:

“Dünyanın bütün nimetleri elinde bile olsa, onları tadabilecek bir ruh gerekir. Çünkü bizi mutlu eden; bir şeyin sahibi olmak değil, tadına varabilmektir.”

Bir dolap dolusu kıyafet sahibi olmak değil, bir kıyafet giyip dışarıya çıkarak sevdiklerimizin yanına gidebilmek getirir mutluluğu. Ya da bir oda dolusu oyuncağa sahip olsa da bir çocuk, onlarla oynamanın tadına varmasını sağlayacak ruhunu beslemezsek ne fayda!

Bu yazıyı okuduktan sonra önce kendinize sonra da çevrenizdekilere şu soruyu sorun: “Seni mutlu eden 3 şey nedir?” Alacağınız cevaplar beslenmeye ihtiyaç duyan ruhlar olup olmadığını gösterecektir size.

Sağlıkla kalın.

Hatırlıyorum – Jennifer MOORE MALLINOS

Küçükken bir evcil hayvanınız var mıydı? Peki onu kaybettiğinizde ne hissettiniz? Onun gidişini aileniz size nasıl açıkladı? Bu zor görevi onlar nasıl tamamladı belki de hatırlamıyorsunuz bile ama bu bayrağı kendi ebeveynlerinizden şimdi alma vakti. Çocuklara açıklaması zor olan kavramlardan biri olan ölümü anlatırken “Hatırlıyorum” adlı bu kitaptan destek alabilirsiniz

Bu kitabın amacı, çocuklarımızın hayvan dostlarıyla arkadaşlığını ve onlara duyduğu sevgiyi anlatmak ve bu dostların ölümü nedeniyle karşılaşabilecekleri derin acının farkında olmamızı sağlamaktır. Davranış Bilimleri Enstitüsü’nün Çocuk ve Genç Danışmanlık Merkezi psikologları tarafından çocuk ruh sağlığı ve gelişimi açısından incelenmiş, metin ve resimlerin uygunluğu onaylanmıştır. Davranış Bilimleri Enstitüsü, bu kitabı 4+ yaş grubundaki çocuklar için önermektedir (Tanıtım bülteninden)

Keyifli okumalar.

Çocuklar ve Ölüm

Çocuklarla konuşulması en zor konulardan da biridir “ölüm”. Biz konuşmaktan kaçmaya çalışsak da bir şekilde karşısına çıkar “ölüm” kavramı ve biz yetişkinleri bu konuyu konuşmak zorunda bırakır.

Çocuklarla ölüm hakkında konuşmadan önce dikkat edilmesi gereken en önemli nokta anne-babanın bu konuşmaya kendilerini hazır hissetmesidir. Ölüm hakkında konuşurken karşısında tedirgin, eli ayağına dolanan, ne diyeceğinden emin olamayan ya da duygularını saklamaya çalışan bir ebeveyn, çocuğun ölüm kavramına dair korku ve kaygılarını besleyebilir.  

Çocuklarla ölüm hakkında konuşurken dikkat edebileceğiniz noktalar şunlardır:

-Bu kavramı açıklarken hastalık ya da yaşlılık ile bağlantılı olduğunu söylemekten kaçının. Her canlının bir yaşam süresi olduğunu ve bu süre bitiminde de öldüğünü söylemek en uygun cevap olacaktır. Bitkiler ve hayvanların da canlı olduğunu ve onların da bir yaşam süresi olduğunu da paylaşabilirsiniz. Ayrıca ölen kişi için gitti ya da uyudu demekten de kaçınmanız önemlidir.

-Çocukların gözünde anne-babalar her şeyi bilen kişiler olarak görünür ancak cevaplayamayacağınızı düşündüğünüz sorularla karşılaşırsanız “Bunu bilmiyorum.” diyebilmeniz önemlidir. Sorulara vereceğiniz cevapların da kısa ve basit olmasına özen gösterin. Aynı soruları farklı şekillerde sorsa bile cevabınız hep “aynı” olmalıdır.

-Ölen kişinin nerede olduğunu açıklarken ölen kişileri bir daha göremediğinizi ama onlara olan sevginizi her zaman hissedebileceğinizi söyleyebilirsiniz. Onları göremesek de onların fotoğraflarına bakabileceğinizi, onlar hakkında konuşabileceğinizi de söyleyebilirsiniz. Okul öncesi çocuklar için ölen kişinin gömülmesi kavramı zorlayıcıdır; bu nedenle mezarlığı ölen kişiyi hatırlamak için gidilen bir yer olarak tanımlayabilirsiniz.

-“Sen de ölecek misin anne/baba?” ve “Sen ölünce ben ne yapacağım?” benzeri sorular geldiğinde şu anda yanında olduğunuzu ve uzun yıllar birlikte olmayı planladığınızı söylemeniz yeterli olacaktır.

Ölüm karşısında çocuklar da yetişkinler gibi yas tutarlar. Bu süreçte çocuğunuzun duygudurumunu ve davranışlarını takip etmeniz ve gerekli hallerde uzman desteğine başvurmanız doğru adım olacaktır.

Sağlıkla kalın.

Eyvah Kitap! – Mine SOYSAL

Bu kitaptaki öyküleri anlatanlar: Klasikler’den nefret ettiğini sananlar. Sürekli, “Odana git, kitabını oku!” denenler. Bilgisayarla kitaplar arasında seçime zorlananlar. Kitap okuduğu duyulursa “karizmasının çizileceğinden” korkanlar. Yalnızca kitap okurken kendini iyi hissedenler. Ailesi hiç kitap okumazken, tatilde bile kitap okuması beklenenler. Sadece “Harry Potter” kitapları okumak isteyenler. Öğretmenin ödev verdiği kitabı “iğrenç” bulanlar ve diğerleri… Eyvah Kitap! çocuklara ve gençlere dayatılan “Kitap oku!”, “Odana git, kitabını oku!” tabirlerinin çocuklar üzerinde ne kadar olumsuz bir etki yaptığını anlatırken; gençler kadar yetişkinlerin de okumaktan zevk alabileceği bir eser olarak okuyucular ile buluşuyor. (Tanıtım Bülteninden)

Peki siz hiç düşündünüz mü bir çocuk kitap okumayı neden sevmez? Çoğu zaman nedenini sorgulamadan sadece “Kitap oku!” diyoruz onlara. Peki soruyor muyuz ona ne okumak istediğini? Yaşı büyüdü diye az resimli bol yazılı kitaplar okuması gerektiğini söylüyoruz bazen ama buna hazır mı bilemiyoruz mesela. Ortaokul ve lise çağında bir çocuğunuz varsa ve kitaplarla arasında bir mesafe olduğunu düşünüyorsanız, bu kitabı ona hediye ederek kitaplarla olan bağını güçlendirmesine destek olabilirsiniz.

Keyifli okumalar.

Çocuklar ve Kitap

Birçok ebeveynin sıkça danıştığı bir konu “çocuklara kitap okutmak”. Genellikle de şu cümle ile karşılaşıyorum: “Bizim çocuk hiç kitap okumuyor, ben bu çocuğa kitap okuma alışkanlığını nasıl kazandırabilirim?”

Birçok konuda olduğu gibi kitap okuma konusunda da çocuğun çevresindeki kişilerin bu eylemi yapıyor olması çocuğun bu davranışa eğilimini arttıran bir faktör. Evin içerisinde kitap/gazete/dergi okuyan anne, baba, abi/abla/kardeş görmek bu konuda teşvik edici rol oynar.

Bir diğer konu da kitabın kendisine maruz kalmak. Kitaplarla dolu olan bir ev ortamı, ulaşılabilir okuma materyalleri, bebeklikten itibaren (ağzına bile sokuyor olsa) çevresinde kitapların oluyor olması bir çocuğun kitaplara karşı merak duygusunu arttıracak ve daha fazla vakit geçirmesini destekleyecektir.

Kitap okuma alışkanlığı kazanma konusunda en önemli nokta da, kitap okumayı rutin haline getirebilmek. Bu konuda da iş yine ebeveynlere düşmekte. Konu açıldığında ve pası ebeveynlere attığımda “Kitap okumaya vaktimiz mi kalıyor!” cümlesi en sık duyduğum karşıt cümlelerden oluyor maalesef. Ancak şunu kabul edelim; vakit var, hepimizin vakti var, ama önceliklerimiz farklılaşabiliyor (telefon, televizyon, oyun, dizi/film gibi). Kitap okumayı bir aile rutinine dönüştürebildiğinizde, uzun uzadıya, saatlerce değil, belki akşam yemek sonrası 15 dakika belki pazar kahvaltısı sonrası 30 dakika, göreceksiniz ki aslında kitap okumaya vaktiniz varmış. Her aile bireyi oluşturduğunuz bu rutin çerçevesinde kitap okumaya vakit ayırırsa ve bunu mümkün olan her gün yaparsa farkında olmadan 15 dakikalar, 30 dakikalar artacak ve “kitap okumak” hem sizler hem de çocuklarınız için bir alışkanlığa dönüşmüş olacak. Şimdiden herkese keyifli okumalar.

Sağlıkla kalın.