Bilgi için

kolcakdilan@gmail.com

Randevu almak için

0544 315 25 05

Konum

Beylikdüzü/İSTANBUL

Etiket arşivi

Eyvah Kitap! – Mine SOYSAL

Bu kitaptaki öyküleri anlatanlar: Klasikler’den nefret ettiğini sananlar. Sürekli, “Odana git, kitabını oku!” denenler. Bilgisayarla kitaplar arasında seçime zorlananlar. Kitap okuduğu duyulursa “karizmasının çizileceğinden” korkanlar. Yalnızca kitap okurken kendini iyi hissedenler. Ailesi hiç kitap okumazken, tatilde bile kitap okuması beklenenler. Sadece “Harry Potter” kitapları okumak isteyenler. Öğretmenin ödev verdiği kitabı “iğrenç” bulanlar ve diğerleri… Eyvah Kitap! çocuklara ve gençlere dayatılan “Kitap oku!”, “Odana git, kitabını oku!” tabirlerinin çocuklar üzerinde ne kadar olumsuz bir etki yaptığını anlatırken; gençler kadar yetişkinlerin de okumaktan zevk alabileceği bir eser olarak okuyucular ile buluşuyor. (Tanıtım Bülteninden)

Peki siz hiç düşündünüz mü bir çocuk kitap okumayı neden sevmez? Çoğu zaman nedenini sorgulamadan sadece “Kitap oku!” diyoruz onlara. Peki soruyor muyuz ona ne okumak istediğini? Yaşı büyüdü diye az resimli bol yazılı kitaplar okuması gerektiğini söylüyoruz bazen ama buna hazır mı bilemiyoruz mesela. Ortaokul ve lise çağında bir çocuğunuz varsa ve kitaplarla arasında bir mesafe olduğunu düşünüyorsanız, bu kitabı ona hediye ederek kitaplarla olan bağını güçlendirmesine destek olabilirsiniz.

Keyifli okumalar.

Çocuklar ve Kitap

Birçok ebeveynin sıkça danıştığı bir konu “çocuklara kitap okutmak”. Genellikle de şu cümle ile karşılaşıyorum: “Bizim çocuk hiç kitap okumuyor, ben bu çocuğa kitap okuma alışkanlığını nasıl kazandırabilirim?”

Birçok konuda olduğu gibi kitap okuma konusunda da çocuğun çevresindeki kişilerin bu eylemi yapıyor olması çocuğun bu davranışa eğilimini arttıran bir faktör. Evin içerisinde kitap/gazete/dergi okuyan anne, baba, abi/abla/kardeş görmek bu konuda teşvik edici rol oynar.

Bir diğer konu da kitabın kendisine maruz kalmak. Kitaplarla dolu olan bir ev ortamı, ulaşılabilir okuma materyalleri, bebeklikten itibaren (ağzına bile sokuyor olsa) çevresinde kitapların oluyor olması bir çocuğun kitaplara karşı merak duygusunu arttıracak ve daha fazla vakit geçirmesini destekleyecektir.

Kitap okuma alışkanlığı kazanma konusunda en önemli nokta da, kitap okumayı rutin haline getirebilmek. Bu konuda da iş yine ebeveynlere düşmekte. Konu açıldığında ve pası ebeveynlere attığımda “Kitap okumaya vaktimiz mi kalıyor!” cümlesi en sık duyduğum karşıt cümlelerden oluyor maalesef. Ancak şunu kabul edelim; vakit var, hepimizin vakti var, ama önceliklerimiz farklılaşabiliyor (telefon, televizyon, oyun, dizi/film gibi). Kitap okumayı bir aile rutinine dönüştürebildiğinizde, uzun uzadıya, saatlerce değil, belki akşam yemek sonrası 15 dakika belki pazar kahvaltısı sonrası 30 dakika, göreceksiniz ki aslında kitap okumaya vaktiniz varmış. Her aile bireyi oluşturduğunuz bu rutin çerçevesinde kitap okumaya vakit ayırırsa ve bunu mümkün olan her gün yaparsa farkında olmadan 15 dakikalar, 30 dakikalar artacak ve “kitap okumak” hem sizler hem de çocuklarınız için bir alışkanlığa dönüşmüş olacak. Şimdiden herkese keyifli okumalar.

Sağlıkla kalın.

Babam Taşınıyor – Ayşen OY

Hiçbir çocuk annesiyle babasının ayrılmasını istemez, ancak bu istenmeyen durum zaman zaman yaşanabilir. Önemli olan çocuklara hayatın bu gerçeğini doğru bir şekilde anlatabilmek, onların bu süreçten olumsuz bir şekilde etkilenmemelerini sağlamaktır. Çocuğunuzla birlikte okuyacağınız bu kitap, bu durumu çocuğunuza anlatmanız konusunda size yardımcı olmayı hedeflemektedir. (Tanıtım bülteninden)

Çocuklar bir şeylerin farkında değilmiş gibi görünseler de neler olup bittiğini yaşları kaç olursa olsun anlarlar her zaman. Boşanma sürecinde de çocukların en son isteyeceği şeylerden biri bilinmezliktir. Bu nedenle, yaşına uygun olan açıklamayı anne ve baba olarak birlikte yapmak, yaparken bu gibi kitaplardan ve uzmandan destek almak sağlıklı olacaktır.

Keyifli okumalar.

Çocuklar ve Boşanma

Özellikle son yıllarda birçok ailede yaşanan, o ailede yaşanmıyorsa bile çevresinden sıkça duyduğu bir durum: BOŞANMA.

2020 yılı istatistiklerine göre 2019 senesi Temmuz ayı ile karşılaştırıldığında 2020 yılının Temmuz ayında boşanmalarda %69,9’luk bir artış olmuş. 2020 yılında gerçekleşen boşanma davalarında ise 124 bin 742 çocuk etkilenerek velayete verilmiş (TÜİK, 2021).

Evlilik ne kadar doğal bir süreç ise boşanma da tabii ki öyle. Aynı zamanda yalnızca çocuk dünyaya getirmek için evlenilmediği gibi çocukları düşünerek de sağlıksız bir evliliği sürdürmeye çalışarak boşanmadan kaçınmak da hata olabilmekte. Ebeveynlerinin boşanması çocuklarda her ne kadar bir iz bıraksa da huzursuz ve mutsuz bir ailede yaşamını sürdürmek de o çocuk için bir o kadar olumsuz etkilere sebep olmakta.

Ayrılık süreci başlamadan önce, alınan bu karar çocuğa mutlaka anne ve baba tarafından birlikte açıklanmalıdır. Bu açıklamayı yaparken de artık anlaşamadıklarını ve ayrı evlerde yaşayacaklarını söylemek en doğrusu olacaktır. “Boşanmak” ve “ayrılmak” kelimelerinin özellikle küçük yaştaki çocuklara açıklama yapılırken kullanılmaması bu süreçte önemlidir. Küçük yaştaki çocuklar genellikle ayrılık durumunda kendilerinde suç ararlar; “Ben annemi dinlemedim o yüzden gidiyor.” veya “Babamı üzdüğüm için bizi bıraktı.” gibi. Bu durumun onunla ilgili olmadığı ve hala onun annesi ve babası oldukları da çocuğa mutlaka söylenmelidir.

Her ailenin dinamiği farklı olduğu için sürecin nasıl ilerleyeceği de o ailenin durumuna ve çocuğun yaşına göre değişkenlik gösterecektir. Bu nedenle ayrılık öncesinde bir uzmandan destek almak hem süreci sizlerin daha kolay yönetmesini hem de çocuğunuzun bu durumdan daha az etkilenmesini sağlayacaktır.

Sağlıkla kalın.

Sorumluluk Sahibi ve Saygılı Çocuklar Yetiştirmek – Gail REICH, Caroline WINKLER

Çocuklarla iletişimde kitaplar önemli bir rol oynar. Başka bir karakterin üzerinden işlenen olaylar çocuklarda farkındalık kazandırır. Aynı durum ebeveynler için de geçerlidir. Başka ebeveynlerin hikayeleri üzerinden kendi ebeveynliklerini gözden geçirme şansı elde ederler.

“Sorumluluk Sahibi ve Saygılı Çocuklar Yetiştirmek” doğruluğu kanıtlanmış tavsiyeler vermekte, anne babaların hem birbirleri hem de çocukları ile doğru iletişim kurmasını sağlamaktadır. Günümüz çocuklarının en büyük problemlerini belirleyip pek çok çözüm önerileri sunmakta, çocukların davranış problemlerini kalıcı ve olumlu yönde değiştirmektedir. Ele alınan konulardan bazıları:

• Sorumluluklarını Yerine Getirme

• Tuvalet Eğitimi

• Sosyalleşme

• Öfke Kontrolü

• Uyku ve Yemek Düzeni

• Aile İçi İletişim

(Tanıtım bülteninden)

Keyifli okumalar.

Ergenler ve Sorumluluk

Ergenlik çağında olan çocukların ebeveynlerinden sıkça şu cümleleri duyuyorum:

“Eve geliyor üstünü değiştirdiğinde kıyafetlerini katlayıp kaldırmıyor.”
“Ödevlerini sürekli ben takip etmek zorunda kalıyorum.”
“Suyunu bile ayağına bekliyor, kalkıp içmiyor.”

Bu cümleleri duyduğumda benim de sorum şu oluyor: “Peki sizce neden bu durumu yaşıyorsunuz?”

Genellikle cevapsız kalıyor bu sorum. Hatta bu durumun nedenini bulamadıkları için destek almaya geldiklerini paylaşıyorlar. Çocuklarının bu durumundan dertli olan ebeveynlerle biraz geçmişe gittiğimizde küçük yaşlardan itibaren her şeyi onların yerine yapmış oldukları, her şeyi altın tepside onlara sundukları, “Hayır”, “Olmaz”, “Yapamayız” gibi kelimeleri neredeyse hiç kullanmadıkları gerçeğiyle yüzleşiyor oluyoruz.

Şunu unutmayın sevgili ebeveynler; sorumluluk bilinci ilk önce ailede başlar. İleriki yaşlarında sorumluluk sahibi olmaları için küçük yaşlardan itibaren çocuklarınıza ufak sorumluluklar (oyuncaklarını toplamak gibi) vermeniz çok önemli. Bugün sorumluluk bilinciyle oyuncağını toplayan çocuk yarın ödevini siz söylemeden yapacaktır.

Ona sorumluluklar verirken model olmayı da unutmamanız gerekli. Hem ebeveynleri olarak siz hem de evdeki diğer bireylerin (abi, abla, kardeş, büyükanne, büyükbaba vb.) sorumluluklarını yerine getirdiğini görebilmeli çocuklar; çünkü duyduklarındansa gördüklerini daha çabuk benimserler her konuda olduğu gibi.

Verdiğiniz sorumlulukları yerine getirdiğinde de mutlaka olumlu sözler veya tutumlar ile bu davranışının pekişmesine destek olmayı unutmayın. Basit bir “Teşekkür ederim.” cümlesi bile o davranışı bir kez daha yapmasında tetikleyici rol oynayacaktır inanın.

Sağlıkla kalın.

Köpek Olmak İsteyen Kedi – Öznur KARAELOĞLU

Küçük bir sokak kedisi olan Mırmır, bir gün sokaklarda karnı zil çalarak yiyecek aranırken kocaman bir evin bahçe duvarına tırmanmış. Bahçede, önünde et dolu mama kabı olan büyük bir köpek kulübesi görmüş. İçinden, o evin köpeği olsaydım ne kadar mutlu olurdum, diye geçirmiş. Etrafta pek kimse görünmediği için hemen her gün oradan yemek aşırmaya başlamış. Köpek olma isteği sürekli artıyormuş.

Gün gelmiş öyle bir gerçekle karşılaşmış ki, başkasına özenmekten çok kendiyle barışık olmanın, kendi değerini bilmenin ne kadar önemli olduğunu anlamış… (Tanıtım Bülteninden)

Bazen kendimizi olduğumuz gibi sevmek ve kabullenmekten uzak oluruz. Başkalarına ve onların hayatlarına özeniriz, elimizdekilerin yetersiz olduğunu hissederiz. Bu kitap, bir kedinin gözünden olduğumuz halimizle ne kadar şanslı olduğumuza değiniyor. Okul öncesi çocuklar için de uygun olabilecek bu kitabı okumayı yeni öğrenmiş çocuklar da büyük puntoları sayesinde rahatlıkla kendileri okuyabilirler.

Keyifli okumalar.

Çocuklar ve Hayvanlar

Çocukluk dönemimde evimizden köpek, balık, civciv, kuş, tavşan ve kaplumbağa geçti; şimdi ise bir kedim var.

Hayvan sevgisini çocuklara verebilmek için her konuda olduğu gibi öncelikle MODEL OLMAK gerekiyor. Dışarıda veya evde hayvanlarla bir arada olduğunuz zaman hayvanlara karşı korku veya tiksinme belirtileri gösterdiğinizde çocuklar hayvanlara karşı önyargılı olur ve yaklaşmaya çekinirler.

Sokaktaki bazı hayvanlar belki hasta belki tehlikeli olabilir sizin gözünüzde ancak o hayvanları gördüğünüzde “Ayy pis o sakın elleme!”, “Yaklaşma sakın ona ısırır!”, “Dokunma ona pireleri bulaşır!” gibi cümleler kurmak yerine hayvana nasıl yaklaşması gerektiği konusunda çocuğunuza açıklama yaparsanız hem korku tohumları ekmemiş olursunuz hem de hayvanlarla karşılaştığında nasıl davranması gerektiğine dair çocuğunuz bir fikir sahibi olur.

Hayvanlarla büyümek, çocukların duygusal ve sosyal gelişimlerine olumlu katkı da sağlar. Ayrıca, yapılan çalışmalar kedi ve köpek ile büyüyen bebeklerin bağışıklık sistemlerinin daha güçlü olduğunu da göstermekte. Evinizde siz de bir cana yer vermeye ne dersiniz?

Sağlıkla kalın.

Çocuklar ve Duygular

Hiç düşündünüz mü ilk kez ne zaman mutlu olduğunuzu? Ne zaman bir şey canınızı acıttı da ağladınız? Birisi sizi ilk ne zaman sizi kızdırdı?

Duyguların hayatımıza girişi anne karnındayken başlar. Temel duygularla geliriz dünyaya. Bu temel 8 temel duygumuz ise; mutluluk, üzüntü, korku, şaşkınlık, öfke, ilgi, iğrenme ve utançtır. Büyüdükçe ortaya çıkan ikincil duygular, temel duyguların aynı anda yaşanması durumunda oluşan kombinasyonlardır. Bu duygular 2 yaş itibariyle kendini göstermeye başlar. Bunlara örnek olarak da gurur, kıskançlık ve mahcubiyet verilebilir.

Çocukların sosyal-duygusal gelişimleri açısından kendi duygularını tanımaları büyük önem taşır. Kendi duygusunu tanıyabilen çocuğun zamanla empati becerisi gelişir. Duygularını tanıyan ve duygularını yaşamasına olanak verilen çocuklar duygularını yönetmeye başlayabilirler.

Özellikle okul öncesi çocukların duygularını tanıyabilmeleri adına ebeveynlere düşen görevler:

Çocuğuna duyguları anlatan ve resmeden kitaplar okumak,

Çocuğunun duygularını özgürce ifade etmesi için alan tanımak ve

Çocuğunun duygularını onaylayarak nasıl yönetebileceğine örnek olmak.

“Bunda korkulacak ne var?”, “Anneye hiç kızılır mı?”, “Şimdi niye ağlıyorsun ki?” şeklindeki yaklaşımlar yerine “Korkunu anlıyorum.”, “Bana kızdığının farkındayım.”, “Bu durum seni oldukça üzmüş.” benzeri cümleler kurarak çocuğunuzun duygusunu anladığınızı göstermeniz ve sonrasında bu duyguyu nasıl yönetebileceğine dair örnek vermeniz ve model olmanız önem taşır.

Unutmayın ki duygularımızı nasıl kontrol edeceğimizi bilemezsek onların bizi kontrol etmesiyle karşı karşıya kalırız.

Sağlıkla kalın.

Çocuklar ve Rutinler

Çocuklar dünyaya geldikleri andan itibaren farkında olmadan rutinleri hayatlarına sokarlar. Beslenirler, gazları çıkarılır, bezleri değişir ve uyurlar. Zaman geçtikçe ve çocuklar büyüdükçe farkındalıkları artar ve işler rutinden çıkıp onların isteğine göre değişkenlik gösterebilir EĞER anne-babalar rutinleri devam ettirmezse. Peki RUTİNLER neden çocuklar için bu kadar önemlidir?

  • Çocuklar ne olacağını bildiğinde hayat onlar için daha kolay ve daha anlamlı olur.
  • Ne beklemeleri gerektiğini bilirler ve hayatın öngörülebilir olduğu duygusunu hissederler.
  • Rutinler çocuklara güven verir ve rahatlatıcıdır.

Çocuklar için en temel rutinler UYKU ve BESLENMEDİR.

  • Uyku öncesi yapılanlar (banyo, pijamaları giyme, diş fırçalama, kitap okuma gibi) her akşam rutin olarak tekrarlandığında ve bunların sonunda yatağa geçildiğinde uykuya geçiş çocuklar için daha kolay olacaktır.
  • Yaş ve gelişimine göre çocuğunuzun yediği besinlerin içeriği değişkenlik gösterebilir. Ancak beslenme konusunda bir rutin oluşturmak adına küçük yaştan itibaren çocuğunuzun beslenme saatleri ve beslenme ortamının aynı olması günlük akışın hem onun hem de sizin açınızdan daha verimli geçmesini sağlayacaktır.

Rutinler iyidir ANCAK olmazsa olmaz bir program değildir, esnetilebilir. Hatta zaman zaman esnetilmelidir de ÇÜNKÜ hayat her zaman öngörülemeyebilir ve beklenmedik şeyler başına geldiğinde çocuğunuz bu esneklik sayesinde yeni duruma kolayca adapte olabilir.

Sağlıkla kalın.