Bilgi için

kolcakdilan@gmail.com

Randevu almak için

0544 315 25 05

Konum

Beylikdüzü/İSTANBUL

Etiket arşivi

Kocaman Küçük Deniz – Süleyman BULUT

Ben küçükken, bir deniz vardı; arkadaşımdı. Nasıl serinlerdim onunla buluştuğumda, sularında nasıl da kulaç atardım… Dalgalı, temiz, berrak, kocaman bir denizdi o! Uçsuz bucaksız… Sonra öyle şeyler geldi ki başına, o kocaman deniz ufaldı, ufaldı, küçücük kaldı! Küçücük! İşte o denizin öyküsünü anlatmak istiyorum sana, sen de bir arkadaşına anlatasın diye… Hazır mısın dinlemeye? Başlıyorum anlatmaya… (Tanıtım bülteninden)

Her birimiz doğayı korumanın öneminin farkındayız ancak yeşilin ve mavinin elimizden kayıp gitmesine nasıl dur demeliyiz bilmiyoruz. Biz bilmeyince ya da bildiğimizi uygulamayınca, çocuklardan doğanın öneminin farkında olmalarını beklemek de hakısızlık oluyor haliyle. Erken yaşlarda bu bilinci çocuklara verebilirsek, çevreyi kirletmenin ne gibi sonuçları olabileceğini ve bu durumun günlük yaşamımızı ne derece etkileyebileceğini öğrenmiş olarak büyürler. İşte bu kitap tam da bunun için biçilmiş kaftan; eğlenerek doğayı korumanın önemini çocuklarımızın kavramasına imkan sağlıyor.

Keyifli okumalar.

Çocuklara Keyifli Sorular

Bazen onları daha yakından tanımak isteriz ama ne yapacağımızı bilemeyiz. En sevdiği renk, en sevdiği yemek, en sevdiği oyunu biliriz ama yeterli gelmez. Çocukları daha farklı bir yönden tanımak adına onlara sorabileceğiniz birkaç örnek soruyu bir araya getirdim sizler için. Bunları çeşitlendirmek sizin elinizde. Keyifli sohbetler.

*Bir film çekmek isteseydin filmin konusu ne olurdu, film nerede geçerdi?

*İsmini kendin koyacak olsaydın hangi ismi seçerdin? Neden?

*Bir günlüğüne görünmez olsaydın ne yapmak isterdin?

*Bir günlüğüne çok ünlü biri olsaydın ne yapardın?

*Evcil hayvanın konuşabiliyor olsaydı ona hangi 3 soruyu sorardın?

*Özel gücü olan bir kahraman olsaydın senin özel gücün ne olurdu?

*Bir şeyi sınırsızca yapma hakkın olsa ne yapmak isterdin?

*Bir eşyaya dönüşebilecek olsan ne olurdun? Nasıl özelliklerin olurdu?

*Yarın sabah kalktığında hiçbir şeyden korkmuyor olsan ilk ne yapardın?

*Sonsuza kadar yaşayacağını bilseydin ne yapardın?

Sağlıkla kalın.

Mutluluk Nerede? – Necati AKBABA

“Mutluluk Nerede?” sorusuyla başladı her şey.
Acaba mutluluk neredeydi?
Sandıktan çıkacak bir hazinede miydi?
Yoksa evin içinde mi gizlenmişti?
Oltanın ucunda da olabilir!
Neden herkes farklı bir cevap vermişti ki bu soruya.
Acaba mutluluk şekil mi değiştiriyordu?
Dedem “Mutluluk insanın içindedir.” demişti.
Şimdi anlaşıldı mutluluk. Kimi için ailesidir, kimi için doğadaki renklerdir mutluluk. Sevgidir, inançtır.
Küçük bir kızın gözünden içinizi mutlulukla dolduracak sımsıcak bir hikâye sizlerle. (Tanıtım Bülteninden)

Mutluluk nerededir gerçekten? Arayınca bulunan bir şey midir ya da her istediğimizde gelen? Bir insan mutlu değilken mutlu edebilir mi etrafındakileri? Anlamı herkes için değişebilen bir kavram olsa da mutluluk, istisnasız herkesin içinde vardır. Sadece onu keşfetmek gerek.

Keyifli okumalar.

Çocuklar ve Mutluluk

Ebeveynlerden sıkça şu cümleyi duyuyorum: “Her şeyi var ama bir türlü mutlu olmuyor!” Peki gerçekten sahip olduğumuz şeyler bizi mutlu edebilir mi ya da etmeli mi?

Çocuklarla görüşme yaparken sorarım genellikle; “Seni en çok mutlu eden şey nedir?” diye. Kimisi daha somut örnekler verir; oyuncak, çikolata yemek, bilgisayar oyunu oynamak gibi. Kimisinin cevabı da manevi doyum içerir; annemle oyun oynamak, babamla dışarıda gezmek, kardeşimle keyif yapmak gibi.

Bu konuyla ilgili Michel de Montaigne’nin çok beğendiğim bir sözü var:

“Dünyanın bütün nimetleri elinde bile olsa, onları tadabilecek bir ruh gerekir. Çünkü bizi mutlu eden; bir şeyin sahibi olmak değil, tadına varabilmektir.”

Bir dolap dolusu kıyafet sahibi olmak değil, bir kıyafet giyip dışarıya çıkarak sevdiklerimizin yanına gidebilmek getirir mutluluğu. Ya da bir oda dolusu oyuncağa sahip olsa da bir çocuk, onlarla oynamanın tadına varmasını sağlayacak ruhunu beslemezsek ne fayda!

Bu yazıyı okuduktan sonra önce kendinize sonra da çevrenizdekilere şu soruyu sorun: “Seni mutlu eden 3 şey nedir?” Alacağınız cevaplar beslenmeye ihtiyaç duyan ruhlar olup olmadığını gösterecektir size.

Sağlıkla kalın.

Çocuklar ve Ölüm

Çocuklarla konuşulması en zor konulardan da biridir “ölüm”. Biz konuşmaktan kaçmaya çalışsak da bir şekilde karşısına çıkar “ölüm” kavramı ve biz yetişkinleri bu konuyu konuşmak zorunda bırakır.

Çocuklarla ölüm hakkında konuşmadan önce dikkat edilmesi gereken en önemli nokta anne-babanın bu konuşmaya kendilerini hazır hissetmesidir. Ölüm hakkında konuşurken karşısında tedirgin, eli ayağına dolanan, ne diyeceğinden emin olamayan ya da duygularını saklamaya çalışan bir ebeveyn, çocuğun ölüm kavramına dair korku ve kaygılarını besleyebilir.  

Çocuklarla ölüm hakkında konuşurken dikkat edebileceğiniz noktalar şunlardır:

-Bu kavramı açıklarken hastalık ya da yaşlılık ile bağlantılı olduğunu söylemekten kaçının. Her canlının bir yaşam süresi olduğunu ve bu süre bitiminde de öldüğünü söylemek en uygun cevap olacaktır. Bitkiler ve hayvanların da canlı olduğunu ve onların da bir yaşam süresi olduğunu da paylaşabilirsiniz. Ayrıca ölen kişi için gitti ya da uyudu demekten de kaçınmanız önemlidir.

-Çocukların gözünde anne-babalar her şeyi bilen kişiler olarak görünür ancak cevaplayamayacağınızı düşündüğünüz sorularla karşılaşırsanız “Bunu bilmiyorum.” diyebilmeniz önemlidir. Sorulara vereceğiniz cevapların da kısa ve basit olmasına özen gösterin. Aynı soruları farklı şekillerde sorsa bile cevabınız hep “aynı” olmalıdır.

-Ölen kişinin nerede olduğunu açıklarken ölen kişileri bir daha göremediğinizi ama onlara olan sevginizi her zaman hissedebileceğinizi söyleyebilirsiniz. Onları göremesek de onların fotoğraflarına bakabileceğinizi, onlar hakkında konuşabileceğinizi de söyleyebilirsiniz. Okul öncesi çocuklar için ölen kişinin gömülmesi kavramı zorlayıcıdır; bu nedenle mezarlığı ölen kişiyi hatırlamak için gidilen bir yer olarak tanımlayabilirsiniz.

-“Sen de ölecek misin anne/baba?” ve “Sen ölünce ben ne yapacağım?” benzeri sorular geldiğinde şu anda yanında olduğunuzu ve uzun yıllar birlikte olmayı planladığınızı söylemeniz yeterli olacaktır.

Ölüm karşısında çocuklar da yetişkinler gibi yas tutarlar. Bu süreçte çocuğunuzun duygudurumunu ve davranışlarını takip etmeniz ve gerekli hallerde uzman desteğine başvurmanız doğru adım olacaktır.

Sağlıkla kalın.

Babam Taşınıyor – Ayşen OY

Hiçbir çocuk annesiyle babasının ayrılmasını istemez, ancak bu istenmeyen durum zaman zaman yaşanabilir. Önemli olan çocuklara hayatın bu gerçeğini doğru bir şekilde anlatabilmek, onların bu süreçten olumsuz bir şekilde etkilenmemelerini sağlamaktır. Çocuğunuzla birlikte okuyacağınız bu kitap, bu durumu çocuğunuza anlatmanız konusunda size yardımcı olmayı hedeflemektedir. (Tanıtım bülteninden)

Çocuklar bir şeylerin farkında değilmiş gibi görünseler de neler olup bittiğini yaşları kaç olursa olsun anlarlar her zaman. Boşanma sürecinde de çocukların en son isteyeceği şeylerden biri bilinmezliktir. Bu nedenle, yaşına uygun olan açıklamayı anne ve baba olarak birlikte yapmak, yaparken bu gibi kitaplardan ve uzmandan destek almak sağlıklı olacaktır.

Keyifli okumalar.

Çocuklar ve Boşanma

Özellikle son yıllarda birçok ailede yaşanan, o ailede yaşanmıyorsa bile çevresinden sıkça duyduğu bir durum: BOŞANMA.

2020 yılı istatistiklerine göre 2019 senesi Temmuz ayı ile karşılaştırıldığında 2020 yılının Temmuz ayında boşanmalarda %69,9’luk bir artış olmuş. 2020 yılında gerçekleşen boşanma davalarında ise 124 bin 742 çocuk etkilenerek velayete verilmiş (TÜİK, 2021).

Evlilik ne kadar doğal bir süreç ise boşanma da tabii ki öyle. Aynı zamanda yalnızca çocuk dünyaya getirmek için evlenilmediği gibi çocukları düşünerek de sağlıksız bir evliliği sürdürmeye çalışarak boşanmadan kaçınmak da hata olabilmekte. Ebeveynlerinin boşanması çocuklarda her ne kadar bir iz bıraksa da huzursuz ve mutsuz bir ailede yaşamını sürdürmek de o çocuk için bir o kadar olumsuz etkilere sebep olmakta.

Ayrılık süreci başlamadan önce, alınan bu karar çocuğa mutlaka anne ve baba tarafından birlikte açıklanmalıdır. Bu açıklamayı yaparken de artık anlaşamadıklarını ve ayrı evlerde yaşayacaklarını söylemek en doğrusu olacaktır. “Boşanmak” ve “ayrılmak” kelimelerinin özellikle küçük yaştaki çocuklara açıklama yapılırken kullanılmaması bu süreçte önemlidir. Küçük yaştaki çocuklar genellikle ayrılık durumunda kendilerinde suç ararlar; “Ben annemi dinlemedim o yüzden gidiyor.” veya “Babamı üzdüğüm için bizi bıraktı.” gibi. Bu durumun onunla ilgili olmadığı ve hala onun annesi ve babası oldukları da çocuğa mutlaka söylenmelidir.

Her ailenin dinamiği farklı olduğu için sürecin nasıl ilerleyeceği de o ailenin durumuna ve çocuğun yaşına göre değişkenlik gösterecektir. Bu nedenle ayrılık öncesinde bir uzmandan destek almak hem süreci sizlerin daha kolay yönetmesini hem de çocuğunuzun bu durumdan daha az etkilenmesini sağlayacaktır.

Sağlıkla kalın.

Sorumluluk Sahibi ve Saygılı Çocuklar Yetiştirmek – Gail REICH, Caroline WINKLER

Çocuklarla iletişimde kitaplar önemli bir rol oynar. Başka bir karakterin üzerinden işlenen olaylar çocuklarda farkındalık kazandırır. Aynı durum ebeveynler için de geçerlidir. Başka ebeveynlerin hikayeleri üzerinden kendi ebeveynliklerini gözden geçirme şansı elde ederler.

“Sorumluluk Sahibi ve Saygılı Çocuklar Yetiştirmek” doğruluğu kanıtlanmış tavsiyeler vermekte, anne babaların hem birbirleri hem de çocukları ile doğru iletişim kurmasını sağlamaktadır. Günümüz çocuklarının en büyük problemlerini belirleyip pek çok çözüm önerileri sunmakta, çocukların davranış problemlerini kalıcı ve olumlu yönde değiştirmektedir. Ele alınan konulardan bazıları:

• Sorumluluklarını Yerine Getirme

• Tuvalet Eğitimi

• Sosyalleşme

• Öfke Kontrolü

• Uyku ve Yemek Düzeni

• Aile İçi İletişim

(Tanıtım bülteninden)

Keyifli okumalar.

Köpek Olmak İsteyen Kedi – Öznur KARAELOĞLU

Küçük bir sokak kedisi olan Mırmır, bir gün sokaklarda karnı zil çalarak yiyecek aranırken kocaman bir evin bahçe duvarına tırmanmış. Bahçede, önünde et dolu mama kabı olan büyük bir köpek kulübesi görmüş. İçinden, o evin köpeği olsaydım ne kadar mutlu olurdum, diye geçirmiş. Etrafta pek kimse görünmediği için hemen her gün oradan yemek aşırmaya başlamış. Köpek olma isteği sürekli artıyormuş.

Gün gelmiş öyle bir gerçekle karşılaşmış ki, başkasına özenmekten çok kendiyle barışık olmanın, kendi değerini bilmenin ne kadar önemli olduğunu anlamış… (Tanıtım Bülteninden)

Bazen kendimizi olduğumuz gibi sevmek ve kabullenmekten uzak oluruz. Başkalarına ve onların hayatlarına özeniriz, elimizdekilerin yetersiz olduğunu hissederiz. Bu kitap, bir kedinin gözünden olduğumuz halimizle ne kadar şanslı olduğumuza değiniyor. Okul öncesi çocuklar için de uygun olabilecek bu kitabı okumayı yeni öğrenmiş çocuklar da büyük puntoları sayesinde rahatlıkla kendileri okuyabilirler.

Keyifli okumalar.

Çocuklar ve Hayvanlar

Çocukluk dönemimde evimizden köpek, balık, civciv, kuş, tavşan ve kaplumbağa geçti; şimdi ise bir kedim var.

Hayvan sevgisini çocuklara verebilmek için her konuda olduğu gibi öncelikle MODEL OLMAK gerekiyor. Dışarıda veya evde hayvanlarla bir arada olduğunuz zaman hayvanlara karşı korku veya tiksinme belirtileri gösterdiğinizde çocuklar hayvanlara karşı önyargılı olur ve yaklaşmaya çekinirler.

Sokaktaki bazı hayvanlar belki hasta belki tehlikeli olabilir sizin gözünüzde ancak o hayvanları gördüğünüzde “Ayy pis o sakın elleme!”, “Yaklaşma sakın ona ısırır!”, “Dokunma ona pireleri bulaşır!” gibi cümleler kurmak yerine hayvana nasıl yaklaşması gerektiği konusunda çocuğunuza açıklama yaparsanız hem korku tohumları ekmemiş olursunuz hem de hayvanlarla karşılaştığında nasıl davranması gerektiğine dair çocuğunuz bir fikir sahibi olur.

Hayvanlarla büyümek, çocukların duygusal ve sosyal gelişimlerine olumlu katkı da sağlar. Ayrıca, yapılan çalışmalar kedi ve köpek ile büyüyen bebeklerin bağışıklık sistemlerinin daha güçlü olduğunu da göstermekte. Evinizde siz de bir cana yer vermeye ne dersiniz?

Sağlıkla kalın.